YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4918
KARAR NO : 2012/11708
KARAR TARİHİ : 12.07.2012
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki karşılıklı menfi tespit – itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kabulüne, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı karşı davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, dava dışı …nün davalı bankaya ipotek karşılığı kredi başvurusunda bulunduğu, bankaca talebi kabul edilerek, davalı bankanın anlaşmalı olduğu sigorta eksperi görevlendirilerek kıymet takdir ekspertiz raporu alındığını ve teminat olarak gösterilen taşınmazın üzerindeki kıymetlerle birlikte 485.000,00 olduğunun raporda belirtildiğini, bu miktar üzerinden davalı banka lehine iptotek tesis edildiğini, davacının, kullanılacak kredi karşılığında ipotek verilmiş olması ve kullanılacak kredi miktarının ipotekle karşılanabileceğini düşünerek kefaleti kabul edip, kefil olarak kredi sözleşmesini imzaladığını, davalı tarafından hesabın kesildiği ve banka alacağının ödenmesine ilişkin gönderilen ihtarname üzerine, davacının bankaya müracat ederek borçlunun taşınmazı üzerine konulmuş olan ipoteğin kendisine devri halinde borcu ödeyebileceğini bildirdiğini, taşınmazın kıymet takdirinin yeniden yaptırıldığını ve taşınmazın rayiç değerinin 70.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, iki rapor arasındaki değer farkının makul olarak kabul edilebilecek bir fark olmadığını, davalı bankanın gerçeğe aykırı olarak düzenlettiği ekspertiz raporu ile daha sonra ikinci kez yaptırdığı ekspertiz raporundan sonra borçludan güvence veya ödeme istememekle davacı kefilin durumunu ağırlaştırdığını, bu durumda davalı bankanın davacı kefile başvurma hakkını yitirdiğini, bu nedenle davalı bankanın davacı kefilden bir alacağı olmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile taahhütnamedeki kefilliğin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının sözleşmenin kredili müşterisi olan …ye de davayı yöneltmesi gerektiğini, davanın sadece müvekkili banka aleyhine açılmasının usülen mümkün olmadığını, taraflar arasında müşterek borçlu müteselsil kefil ilişkisi bulunduğunu, müteselsil kefaletin adi kefaletten farklı olup, adi kefile tanınan savunmaların, müteselsil kefile tanınmadığını, müteselsil kefaletin vazgeçilmez özelliğinin, esas boçludan önce kefile başvurulabilmesi olduğunun, kullandırılan kredinin usul ve yasalara uygun olduğunu, müvekkili bankanın kullandırılan krediyle ilgili olarak alınması gerekli tüm belgeleri aldığını, gerekli incelemeyi yaptığını, müvekkiline bu noktada izafe edilecek bir kusur bulunmadığını, davacının iddialarının soyut işlemlerden ileriye gitmediğini, müvekkili bankanın hileli ve kusurlu bir işlem ve eylemi bulunmadığını, bir ticari krediye kefil olan davacının, basiretli bir tacir gibi davranmadığının kabul edileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
../..
-2-
Esas Karar
2012/4918 2012/11708
Birleşen dosyada davacı vekili, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını tahsili için girişilen icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, derdestlik itirazında bulunarak davanın esastan reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre, davacı kefilin, davalı banka ile kefalet akdini kurarken daha önceden mevcut ipotek teminatına güvenerek kefalet altına girdiği, ancak taşınmazın rayiç değerinin ipotek resmi senedinde yazılı tutarın çek altında olduğunun anlaşıldığı, davalı bankanın borçludan güvence istemediği, aradaki farkı kapatacak önlemleri almadığı, ikinci ekspertiz raporundan yaklaşık 18 ay sonra hesap kat ihtarnamesinin gönderildiği, davalı bankanın ipotek teminatını davacı kefilin zararına azalttığı, dava konusu kefalet sözleşmesinin geçersiz bulunduğu, borçlunun takibe itirazda haklı olduğu gerekçesiyle menfi tespit davasının kabulü ile itirazın iptali davasının reddine karar verilmiş, hüküm davalı birleşen dosya davalısı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dışı …ye ait taşınmaz üzerinde davalı banka lehine 17.11.2006 tarihinde 485.000 TL bedelli ipotek tesis edilmiştir. Davalı banka ile dava dışı Başak Ülkü arasında 20.11.2006 tarihli 500.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı … kredi sözleşmesine müteselsil kefil olmuştur.
Davacı, ipotek tesis edilen taşınmazın değerinin 06.05.2008 tarihli rapora göre 70.000 TL olduğunu, davalı bankanın gerçeğe aykırı düzenlettirdiği ekspertiz raporu ile kefilin durumunu ağırlaştırdığını, bu nedenle kefile başvurma hakkını yitirdiğini ileri sürerek kefilliğin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
818 sayılı BK”nun 500. maddesine göre alacaklı kefaletten dolayı tahakkuk edecek borcun temini için kefaletin akdi esnasında yahut sonradan istihzal olunan teminatı kefilin zararına olarak tenkis eder veya elinde bulunan delili elden çıkarırsa kefile karşı mesul olur.
Gerek bu hüküm gerekse MK’nun 866. maddesi hükmüne göre alacaklı kefilin zararına olarak teminatları azaltmamalı, bunların değerini azaltacak işlemlerde bulunmamalıdır. Oysa somut olayda ipotekle sağlanan teminat ortadan kaldırılmadığı gibi, teminatlar davalı zararına azaltılmamıştır. Kredi sözleşmesi uyarınca kredi verilirken öncelikle borçlunun ödeme gücü gözetilmeli, kredinin teminatını teşkil etmek üzere ayni ve/veya şahsi teminatlar alınarak kredi kullandırmaktadır. Mahkemenin gerekçesine esas aldığı 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 500. maddesinin uygulama yeri bulunmamaktadır. Davacının ancak esaslı hata bulunması ve bu hususu süresinde ileri sürmesi halinde ipoteğin kaldırılması mümkün olur. Mahkemece bu yönler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulünde isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.