Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/1483 E. 2012/10650 K. 27.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1483
KARAR NO : 2012/10650
KARAR TARİHİ : 27.06.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili bankaya olan kredi borcunu ödememesi üzerine başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı asil duruşmadaki beyanında; yaklaşık 6 sene önce davacı bankadan kredi aldığını ancak kredi borcunu maaşından yapılan kesintilerle ödediğini, bilirkişi raporuna bir itirazının bulunmadığını ileri sürerek açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; ilk icra takibinde hesaplanan borcun tahsil edildiği ve icra dosyasının infazen işlemden kaldırılmış olup, davacı tarafça da borç hesabına yada dosyanın infazen işlemden kaldırılmasına karşı icra dosyasında herhangi bir talep yada İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde herhangi bir şikayetin bulunmadığı, davacı bankanın ikinci icra takibinin yapıldığı tarihte davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığının bildirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu kredinin 4077 sayılı Kanunun 10.maddesinde düzenlenen tüketici kredisi niteliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 4822 sayılı kanunla değişik 3-e maddesi hükmüne göre davalının tüketici olarak kabulü gerekir. Aynı yasanın 23.maddesinde ise “bu kanunun uygulanması ile ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılacağı” hükme bağlanmıştır.
Görev kuralı kamu düzeni ile ilgili olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetileceğinden mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş olup, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 27.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.