Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/3602 E. 2012/5422 K. 02.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3602
KARAR NO : 2012/5422
KARAR TARİHİ : 02.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu Kazim aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı …’ya satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6183 s.K’nın 24 vd maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş ise de hüküm fıkrası ile gerekçe uyumlu bulunmamaktadır. Kararın gerekçe bölümünde, dava konusu edilen taşınmazın dava dışı bir kişiye geçmiş olduğu ve davacının da son maliki davaya dahil etmeden davasını bedele dönüştürdüğü açıklanmış olmakla birlikte hüküm fıkrasında taşınmazdan bahsedilerek cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesi doğru olmadığı gibi bu cebri icra yetkisinin, cebri icra yetkisi taşınmaz yönünden tanınmış olsa bile hakkında takip yapılmış ve takip kesinleşmiş olan borçlu yönünden de cebri icra yetkisi tanınması isabetli değildir. Zira dava dilekçesinde tasarrufun iptali talep edildikten sonra 6183 s.K’nın 31. maddesi gereğince taşınmazın 3.kişilere satılması ihtimalinde taşınmazın değeri kadar bedele hükmedilmesi talep edilmiş olup taşınmazın davalı Haci tarafından dava açılmadan önce elden çıkarıldığı nazara alınarak karar verilmesi gerekir.
Davanın dayanağı takipler hakkında açılan davaların tamamının sonuçlarının beklenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bundan sarfınazar edilerek hüküm tesisi dahi doğru olmamıştır.
İptale karar verilmeden önce tasarruf tarihindeki borç miktarının ilgili kurumdan sorularak dava şartları oluştuğu takdirde o miktar ile sınırlı olarak iptale karar verilmesi yerine eksik inceleme ile hüküm tesisi de yanlıştır.
Kabule göre de 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde 16/6/2009 tarihinde ve 5904 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirlenmesi gerektiğinin yazılmış olmasına karşın mahkemece nisbi vekalet ücreti tayini de usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 2.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.