YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5810
KARAR NO : 2012/12596
KARAR TARİHİ : 10.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine başlattığı icra takibinin dayanağı olan bononun düzenleme tarihinin 1993 yılı, ödeme tarihinin ise 2007 yılı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bononun bedel kısmında da oynama yapıldığını, müvekkilinin bedel kısmında 50.000.000.000 TL (elli milyar TL) yazılı bir bonoyu davalıya vermediğini belirterek, takibe konu bono nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının daha önce Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2009/1492 Esas sayılı dosyasında da icra takibine konu senetteki imzaya itiraz ettiğini ve dava dilekçesinde belirttiği diğer nedenlerle takibin iptalini talep etttiğini, sözkonusu dosyada imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiğini ve diğer itirazlarının da yerinde görülmeyerek davasının reddine karar verildiğini, sözkonusu kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 14.07.2011 tarih ve 2011/124 esas, 2011/15651 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre; davacının aynı icra takibi nedeniyle ”senedin keşide kısmında tahrifat yapıldığı, senet bedellerinin farklı olduğu ve senetteki imzanın kendisine ait olmadığı” iddiası ile Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2009/1492 esas sayılı dosyasında takibin iptali talebinde bulunduğu, mahkemece ”keşide tarihi yılının vade tarihinden önce olması nedeniyle sonuca etkili olmadığı ve bononun sıhhatini etkilemeyeceği, senede yazılan miktarlarda tahrifat sözkonusu olmadığından ve yazılı miktara itibar edilmesi gerektiğinden davacının senedin vasfına yönelik şikayetinin reddine, senetteki imzanın davacının eli mahsulü olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edilmesi nedeniyle de imza itirazının reddine” karar verildiği, kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 14.07.2011 tarih ve 2011/124 esas, 2011/15651 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, davacının ” senette tahrifat yapıldığı” şeklindeki aynı iddia ile dava açtığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, senette tahrifat olduğu iddia edildiği halde, Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2009/1492 esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesi dar yetkilidir ve icra mahkemesince verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Geniş yetkili olan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan menfi tespit davasında senet üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.