Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/1756 E. 2013/5501 K. 28.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1756
KARAR NO : 2013/5501
KARAR TARİHİ : 28.03.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine çeke dayalı olarak icra takibine karşı müvekkilince açılan menfi tespit davasının işlemden kaldırıldığını, bu nedenle borcu olmadığı halde müvekkilinin icra dosyasına 1.920.TL ödediğini belirterek haksız olarak ödenen bu paranın istirdatını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davaya konu çek üzerinde iyi niyetli ve haklı hamil olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, cevap ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davaya konu çekin kayıp ve blokeli çek olduğu, bu nedenle bankaca karşılığının ödenmediği,çekin sahte ciro ile tedavüle konulduğu, davalının iyiniyetli olmadığı ve ciro zincirinin kopuk olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, çekteki ciro imzasının sahte olduğu iddiası ile açılan menfi tespit davasıdır.
Davaya konu çekin lehdarı olan Gümrük İdaresi çekin arkasındaki cirosunun sahte olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda dava dışı Gümrük İdaresinin davaya konu çekten dolayı sorumlu tutulması mümkün olmasa bile TTK.’nun 589. maddesinde düzenlenen imzaların istiklali ilkesi gereğince çekin keşidecisi olan ve imzası hakkında tartışma olmayan davacı şirketin davaya konu çekten dolayı mahkemece sorumlu tutulmaması usul ve yasaya uygun değildir. Mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.03.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI
TTK’nun 702.maddesine göre cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Ciroların birbirine bağlı olması ilk cironun lehtar, sonraki ciroların ise önceki ciroda kendisine ciro edilen tarafından yapılması anlamına gelir. Davalının çeki ciranta olan kişiden almadığı, imza incelemesi sonucu saptanmıştır. Bu durumda davalı yetkili hamil olarak kabul edilemez(HGK 31.01.1990, 12-599/26). Ayrıca ciranta tarafından
davalı hamile yapılan ciro imzası sahte olduğundan olayda imzaların istiklali prensibi de uygulama yeri bulmaz. İmzalar arasında muntazam teselsül bulunmadığını bilerek ödeme yapan keşideci lehtara karşı olan sorumluluğundan kurtulamaz. Yetkili olmayan hamile ödeme yapan keşideci lehtara tekrar ödeme yapmak zorunda kalabileceğinden hamile ödeme yapmama hakkına sahip olduğu kabul edilmelidir.
Bu durumda davalı yetkili hamil olarak kabul edilemeyeceğinden mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin kararın onanması gerektiği görüşündeyiz. Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin görüşüne iştirak edemiyoruz.