Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/12897 E. 2012/5745 K. 07.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12897
KARAR NO : 2012/5745
KARAR TARİHİ : 07.05.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi. Gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın meydana gelen tek taraflı kazada pertotal olduğunu, başvuruya rağmen davalı … şirketinin ödeme yapmadığını belirterek 12.000.00 TL rayiç değerinin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza ile hasarın uyuşmadığını, aracın önceden hasarlı ve tamirinin standart dışı yapıldığını, talebin fâhiş olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, hasarın beyan edilen kazada meydana gelmesinin mümkün olmadığı, aracın önceden hasarlı ve standart dışı tamir edildiği, davacı sigortalı rizikoya ilişkin doğru beyanda bulunmadığından ispat külfetinin yer değiştirdiği ve hasarın teminat kapsamında kaldığının davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.1. maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK.’nun 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan “teminat dışında kalan zararlardan” olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.1.5 maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgelerin geçikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.’nun 1290. ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Somut olayda, davalı … vekili, kaza ile hasarın uyumsuz olduğunu, davacının doğru ihbarda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, rizikonun teminat dışında kaldığını savunmuştur. Ancak rizikonun teminat dışında kabul edildiği haller Kasko Sigortası Genel Şartlarında tek tek sayılmış olup, davalı vekili rizikonun teminat dışında kalmasını gerektirecek hiç bir durumu ileri sürmeksizin salt doğru ihbarda bulunulmadığına dayanmaktadır.
Yukarıda da açıklandığı üzere rizikonun teminat dışında sayılması için davalı … şirketinin iddia ettiği oluş şeklinin teminat dışı hallerden birisi olması gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hasarın sigortalının iddia ettiği kazada meydana gelemeyeceği, aracın önceden hasarlı ve çıkma parçalar ile standart dışı tamir edildiği belirtilmiş, mahkemece, bu tespite dayanılarak rizikonun teminat dışında kaldığı kabul edilmiştir.
Oysa, kazanın belirtilen yer ve şekilde meydana gelmediği, bu oluş şeklinin teminat kapsamı dışında kaldığının davalı sigortacı tarafından somut delillerle ispatlanması gerekir. Aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olan kaza tespit tutanağına ve tüm dosya kapsamına göre, aracın hasar gördüğü sabit olup davalı … tarafından zararın teminat dışında kalmasını gerektirecek hiçbir oluş şekli ileri sürmediği gibi, somut delillerle ihbar yükümlülüğünün yasaya uygun bir şekilde yerine getirilmediğini de kanıtlayamamıştır.
O halde, mahkemece, rizikonun teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek gerçek zarara hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 7.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.