Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/5215 E. 2012/10439 K. 25.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5215
KARAR NO : 2012/10439
KARAR TARİHİ : 25.06.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı … vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan 2000 TL olarak geri ödeyecek şekilde anlaşarak 1000 TL borç para aldığını, borcu için davalıya imzalı ve miktar kısmı boş senedi verdiğini, borcunun 1000 TL’sını banka yoluyla, geri kalan 1000 TL’ sını da elden ödemesine rağmen, davalının borca konu boş senedi 4000 TL olarak doldurup, davacının oğlu …’ün de imzasını taklit ederek borçlu konuma sokmak suretiyle … İcra Müdürlüğünün 2010/53 Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla davacı ve dava dışı … hakkında takip yaptığını, söz konusu takibe itiraz üzerine … İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2010/453 E, 2011/78 sayılı kararı ile senetteki imzanın davacının oğlu …’e ait olmadığının anlaşıldığını, ancak davacı … yönünden ise davanın reddedildiğini bildirerek, takibe konu senet nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 5000 TL olan borcunun 1000 TL’sını ödediğini, kalan 4000 TL için senet verdiğini, senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini bildirerek, davanın reddine ve %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve davalı yeminine göre; davacı vekilinin yazılı delili bulunmadığından davalıya yemin teklif ettiği, davalının yemin beyanıyla senedin 4000 TL olarak doldurulup verildiğinin sabit olduğu, davacının elden 1000 TL’lik ödeme yaptığı iddiasının ispatlanamadığı, ancak davacının banka vasıtasıyla davalıya yaptığı 1000 TL’lik ödemenin işlem tarihinin 16.10.2008 olması, senedin tanzim tarihinin ise 15.08.2007 olması dikkate alındığında, tanzim tarihinden sonra davacı tarafından davalıya banka vasıtasıyla senede mahsuben ödemenin yapıldığı, bu nedenle davacının davalıya 3000 TL borcunun kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının … İcra Müdürlüğünün 2010/53 sayılı dosyası ile davacı hakkında yaptığı 4000 TL’lik bonoya dayalı takipte davacının 1000 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 1000 TL’nin %40’ı oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- 5219 sayılı Kanun ile yapılan değişikli sonucu Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (HUMK) 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle HUMK’a eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2011 yılı için 1.540,00 TL’dir.
Temyize konu edilen miktarın 1.000,00 TL olması nedeniyle 03.11.2011 tarihli karar kesin niteliktedir. Kesin olan kararın temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, davalı vekilinin temyiz isteminin mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle reddi gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddİ gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle reddine; 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiye hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, fazla yatırılan peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 25.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.