YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14187
KARAR NO : 2013/2586
KARAR TARİHİ : 12.02.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleşen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 15.07.2005 tarihli hysoung marka motosikletler için distribütörlük anlaşması imzalandığını, davalı şirketten ithal edilen motosikletlerle ilgili olarak satış sonrası ortaya çıkacak garanti kapsamındaki arızaların maliyetlerinin ödenmesi konusunda 13.03.2006 tarihli garanti sözleşmesi imzalandığını, garanti kapsamında talep edilen yedek parçalar ve işçilik ücretlerinin davalı tarafından müvekkiline belli bir usul içerisinde ödendiğini, ancak bir süre sonra davalı firmanın bu ücretleri ödememeye başladığını, bu doğrultuda 2006-2007 Temmuz dönemi için 70.000-USD, 2006-2007 Ağustos dönemi için 7.955,03-USD, 2007 Aralık dönemi için 6.072,49-USD ve 2008 Ocak-Şubat-Mart dönemi için 15.000-USD’ nin Devlet Bankalarının bir yıl vadeli USD mevduat hesabına ödediği en yüksek mevduat faizi oranı üzerinden dava tarihinden itibaren hesaplanacak gecikme faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise, taraflar arasında garanti sözleşmesi imzalandığını, buna göre davacının motosikletlerin onarımı için servis hizmeti verdiğini, 4077 S. Kanun gereğince satış sonrası hizmetler ve ayıplar yönünden müvekkilinin de sorumluluğu olduğunu, davacının talep ettiği yedek parçaların davalı tarafından gönderilmemesi sebebiyle müvekkilinin deposunda bulunan sağlam motosikletleri sökerek yedek parçaları sağlamak zorunda kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 14.000-USD tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davada Güney Kore Mahkemelerinin yetkili olduğunu, uygulanması gereken hukukun da Güney Kore Hukuku olduğunu, davacının sözleşmedeki şirket ünvanıyla aynı olmadığından aktif taraf ehliyetinin olmadığını, davacının müvekkiline ait olan Hysosung markasını usulsüz ve kötüniyetli olarak kendi adına tescil ettirmesi nedeniyle distribütörlük ilişkisinin Aralık 2007′ de sona erdirildiğini, bu tarihten sonra müvekkilinin Türkiye’ de başka bir şirketi distribütör atadığını, artık bu şirketin hizmet vereceğini, davacının 17.12.2007′ den sonra garanti hizmeti vermesinin mümkün olmadığını, davacının müvekkili şirkette bekleyen hiçbir garanti talebi ya da yedek parça talebi bulunmadığını, alacak talebini kabul etmediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, karşı davaya cevabında ise, davacının iddialarının iyiniyetli ve inandırıcı olmadığını, söküldüğü tesbit edilen motorlardaki parçaların nerede kullanıldığının bilinemeyeceğini, satılan parçalar sebebi ile davacının ne kadar gelir elde ettiğinin tesbit edilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 84.027,52-USD alacağın davalıdan alınıp davacıya verilmesine(14.000 USD yönünden dava tarihi olan 10/06/2008, 70.027,52 USD yönünden ıslah tarihi olan 13/04/2012 tarihinden itibaren devlet bankalarının 1 yıl vadeli USD cinsi mevduata uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte)davalıdan alınıp davacıya(Temlik alan Ayhan Turhan’a) verilmesine, fazla talebin reddine, birleşen dava yönünden ise, davanın reddine karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
2) Taraflar arasındaki “Garanti Kontratı” başlıklı sözleşmenin 9. maddesinde distribötür tarafından doldurulan ve Hysoung tarafından onaylanan taleplerin aşağıdaki durumlara göre ödeneceği öngörülmüş ve aynı maddenin sonraki fıkralarında ödeme şekilleri açıklanmıştır. Buna göre davacının davalıdan ödeme talebinde bulunabilmesi için talep formunun davalı tarafından onaylaması şartının gerçekleşmesi gerekmektedir. Sözleşmenin bu açık hükmünün yorum yoluyla davacının davalıya gönderdiği mail’e belli bir süre cevap verilmediğinden onaylanmış sayılacağı şeklindeki yerel mahkeme kabulünde isabet görülmemiştir. Somut olayda 70,000 USD’lik talep yönünden sözleşmenin 9. maddesine uygun biçimde davalı onayı bulunmadığı gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazının reddi, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.