Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/17374 E. 2013/2497 K. 11.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17374
KARAR NO : 2013/2497
KARAR TARİHİ : 11.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, çek bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili, zamanaşımına uğrayan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre; davanın süresinde açıldığı, keşideci tarafından takibe konu çekteki imzaya itiraz edilmeyip, takibin kesinleştiği, keşideci tarafından işbu çekler sebebiyle takibin kesinleşmesinden sonra borçlu olmadığı açısından açılmış bir menfi tespit davasının bulunmadığı, keşideci ile lehdar arasındaki mal alım satımından kaynaklanan temel ilişkinin, davacı tarafça dinlenen tanık beyanları ile ispatlanmış olduğu ve keşideci borçlu tarafından zamanaşımı dışında borcun ödendiğine yönelik herhangi bir def’i ileri sürülmediğinden, alacaklının takibin kesinleşmesinden sonra zamanaşımına uğrayan çek sebebiyle sadece takibe konu çekteki keşideci ile lehdar arasındaki temel ilişkiye göre alacağın zamanaşımına uğramadığını ispatla yükümlü olup 25.09.2004 ve 13.02.2005 çek keşide tarihleri ile 31.03.2009 dava tarihi arasında BK.ndaki 5 yıllık genel zamanaşımı süresinin dolmamış olduğu ve borçlunun ödeme def’inde bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile 25.000 TL’nin, 10.000 TL’sinin 25.09.2004 tarihinden, bakiyesini 19.02.2005 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkiline temlik edilen İstanbul 7.İcra Müdürlüğünün 2005/1591 sayılı dosyasındaki takibin kesinleşmesinden sonra davalı borçlunun zamanaşımı itirazı sonucu icra mahkemesince icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, takip konusu alacağın ödenmediğini, İİK’nun 33/a maddesine göre bu davayı açtığını ileri sürerek, 25.000 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece keşideci ile lehtar arasındaki mal alım satımından kaynaklanan temel ilişkinin davacı tarafından ispatlandığı, keşideci borçlunun zamanaşımı dışında borcun ödendiğine ilişkin bir savunma bulunmadığı, keşideci ve lehtar arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan alacağın zamanaşımına uğramadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Takip borçlusu davalının, icra mahkemesine başvurması üzerine icra mahkemesince zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle İİK 33/a maddesi uyarınca takibin geri bırakılmasına karar verilmiştir. Bu durumda, takip alacaklısı İİK 33/a maddesi uyarınca takibin zamanaşımına uğramadığının tespiti için genel mahkemede dava açabileceği gibi, temel ilişkiye dayanarak alacağın tahsili için dava açabilir. İİK’nun 33/a maddesi uyarınca açılacak zamanaşımına uğramadığının tespiti davasının kabulü halinde alacaklı bu kararı icra dosyasına ibraz ederek takibin devamını sağlayabilir. Bu durumda davacının ayrıca alacağın tahsiline ilişkin ilam alma zorunluluğu bulunmamaktadır. Davacı alacaklı dava dilekçesinde İİK 33/a maddesine dayandığını belirterek alacak talebinde bulunduğuna göre, davacıya öncelikle 6100 sayılı HMK’nun 31.maddesi uyarınca talebi açıklattırılıp, alacağın zamanaşımına uğramadığının tespitini mi, yoksa temel ilişkiye dayanarak alacağın tahsilini mi talep ettiği sorulduktan sonra uyuşmazlık karara bağlanmalıdır. Mahkemece bu yönler gözetilmeden davacının talebinin “alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti niteliğinde alacak davası” olarak nitelendirilip karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.