Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/4588 E. 2012/5757 K. 07.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4588
KARAR NO : 2012/5757
KARAR TARİHİ : 07.05.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacılar (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlular aleyhine yürütülen takipte, Meriç İcra Müdürlüğünün 2009/240 Tal.sayılı dosyasından uygulanan 11.12.2009 tarihli haciz işleminde borçlu ile ilgisi bulunmayan davacılara ait makinelerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; dava konusu mahcuzların davacı 3.kişilere ait olduğunun ispatlandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, mahcuzların davacılara ait olduğunun tespiti ile üzerlerindeki hacizlerin kaldırılmasına, davalı alacaklının kötüniyeti tahakkuk ettiğinden mahcuzların toplam değerinin % 15’i oranında icra inkar tazminatı olan 25.500,00 TL.nın davalı alacaklıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1-Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Dava konusu 11.12.2009 tarihli haciz işlemi takip dayanağı senette ve takip talebinde gösterilen, borçlulara
ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste ve borçlunun huzurunda uygulanmıştır. İİK.nun 8.maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, haciz sırasında hazır bulunan borçlu haciz uygulanan çeltik fabrikasındaki makinelerin kendisine ait olduğunu, işyerini Nurten Açıkbaş isimli kişiden (3.kişi şirket ortağı …’ın eşi) kiraladıklarını belirtmiştir.
Bununla birlikte, ilk bakışta borcun doğum tarihi ile takip ve haciz tarihi itibariyle 3.kişi şirket ile borçlu şirketin ortaklık yapılarının farklı kişilerden oluştuğu görülmekte ise de borçlu şirkette kurucu ortak olarak yer almış olan … ve …’ün 15.11.2007 tarihinde (01.9.2009 tarihli borcun doğumundan önce) borçlu şirketteki hisselerini devir ettikten kısa bir süre sonra 14.3.2008 tarihinde borçlu ile aynı/benzer Unvan ile aynı konuda ve aynı yerde ticari faaliyete başladıkları da görülmektedir.
Öte yandan, davacı 3.kişi şirket istihkak iddia ettiği mahcuzlar ile ilgili olarak borcun doğum tarihinden sonraya ilişkin 26.11.2009 tarihli fatura ibraz etmiş olup, diğer davacı 3.kişi …’ın istihkak iddia ettiği mahcuz yönünden ibraz ettiği fatura ise borcun doğumundan önceki 26.8.2005 tarihine ilişkindir.
İstihkak davasında sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, borçlu ile 3.kişi arasındaki hukuki-fiili ilişkinin saptanması, mahcuzların takip borçlusu ile davacı 3.kişi tarafından birlikte ellerinde bulundurup bulundurmadıklarının, İcra ve İflas Kanunu’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin kimin lehine olduğunun, borçlu ile 3.kişiler arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, ibraz edilen fatura ve belgelerin mahcuzlara uygunluğunun saptanması, olayda mülkiyet karinesi borçlu ve dolayısıyla alacaklı yararına ise karinenin aksinin 3.kişi tarafından kesin ve güçlü nitelikteki delillerle ispatlanması gerekir. İbraz edilen ve borcun doğumundan sonraki tarihlere ilişkin olup, her zaman temini mümkün olan vergi kaydı, faturalar ve adi nitelikli kira sözleşmesi gibi belgelerle yukarıda açıklanan yasal mülkiyet karinesinin aksinin kesin ve güçlü delillerle ispat edildiğinden de söz edilemez.
O halde, mahkemece, öncelikle 15.11.2007 tarihli hisse devrinden sonra 3.kişiler ile borçluların aynı adresteki işyerini (fabrikayı) birlikte kullanıp kullanmadıkları, farklı fabrikaları işletip işletmedikleri, aralarında hukuki-
fiili ve ticari ilişki olup olmadığının sorulup araştırılarak belirlenmesi, borçlular ile davacı 3.kişilerin ticari defter ve kayıtlarının getirtilerek, ibraz edilen faturaların tarafların ticari defter ve kayıtlarına işlenip işlenmediği, ibraz edilen faturaların gerçekliği yönünden gerekirse fatura dip koçanları getirtilerek davacının ticari defterlerinde kayıtlı ve mahcuzlara uygun olup olmadığı, mahcuz malların envarterde kayıtlı bulunup bulunmadıklarının,özellikle davacı şirket ortakları borçlu şirkette ortak iken mahcuzların borçlu şirket envanterinde kayıtlı olup olmadıklarının belirlenmesi ve dosyada mevcut 14.7.2010 ve 22.9.2010 tarihli bilirkişi mütalaalarının de irdelenmesi yönünden konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alındıktan sonra, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre; a-) Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasına göre, sonuç olarak “haczin kaldırılması” şeklinde hüküm kurmak gerekirken ve istihkak davalarında mülkiyetin tespitine yönelik karar verilemeyeceği dikkate alınmadan, “mahcuzların -mülkiyetinin-davacılara ait olduğunun tespitine” şeklinde hüküm kurulması, b-) Davalı alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için, İcra ve İflas Kanunu’nun 97/15. maddesi uyarınca alacaklının kötü niyetinin gerçekleşmesi gerekir. Alacaklının üçüncü kişinin istihkak iddiasına karşı çıkması kötü niyetli bir davranış olarak nitelendirilemez. Olayda alacaklının kötü niyeti kanıtlanmadığından tazminatla sorumlu tutulması da usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, hükmedilecek tazminatın matrahını belirlerken takip konusu alacak tutarı ile hacizli malın değerinden hangisi az ise o değerin esas alınması gerekirken, mahkemece, takip konusu alacaktan az olan mahcuzların değerinin de toplam 140.000,00 TL. yerine 170.000,00 TL. olarak esas alınması ve hükmedilen tazminatın “inkar tazminatı” olarak nitelendirilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 7.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.