Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/4550 E. 2012/5760 K. 07.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4550
KARAR NO : 2012/5760
KARAR TARİHİ : 07.05.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine yürütülen takipte, Bursa 7.İcra Müdürlüğünün 2008/4779 Tal.sayılı dosyasından uygulanan 04.3.2009 tarihli haciz işleminde borçlu ile ilgisi bulunmayan davacıya ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; ödeme emrinin borçluya haciz uygulanan adreste tebliğ edilmediği, hacizden önce borçlunun haciz yapılan adresteki şube işyerini terk ettiği, yoklama fişinde dava konusu menkullere dair bir ibarenin olmadığı, mahcuzların ibraz edilen faturalarla örtüştüğü, davalı alacaklının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına, davalı alacaklının İİK.nun 97. maddesi gereğince mahcuzların değerinin % 15’i oranında tazminata mahkumiyetine karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.

1-) Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Takip dosyasındaki ödeme emri borçluya haciz uygulanan yerde değil de merkez işyeri adresinde tebliğ edilmiş ise de dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, dava konusu haciz işleminin yapıldığı adres borçlunun 30.10.2008 tarihine kadar kayıtlı bulunduğu şube işyeri adresi olup, davacı 3.kişi bu tarihten altı gün önceki bir tarih olan 24.10.2008 tarihinde aynı adreste ve borçlu ile aynı konuda ticari faaliyete başlamıştır.
Dava dilekçesinde davacının borçluya ait dükkan içindeki demirbaş raf ve standları ücreti ve fatura karşılığında borçludan satın aldığı belirtildiği gibi, İİK.nun 8.maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, 04.3.2009 tarihli haciz işlemi sırasında hazır bulunan davacı 3.kişi işyerini borçludan devraldığını da belirtmiştir.
Buna göre, İİK.nun 97/a maddesinin birinci fıkrasının 2.cümlesi gereğince, haczedilen mahcuzları borçlu ile 3.kişinin birlikte elde bulundurdukları ve İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu borçlu ile 3.kişi arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işler yapıldığı, bu nitelikteki işlemlerin alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır. Davacı tarafından ibraz edilen fatura, adi nitelikli kira sözleşmesi ve vergi kaydı borcun doğumundan sonraki tarihlere ilişkin olduğu gibi, her zaman temini mümkün belgeler niteliğinde olup, bu belgelerle yasal mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilemez.
Bununla birlikte, bir an için borçlu ile 3.kişi arasında danışıklı işlemler bulunmadığı düşünülse dahi, aralarındaki ilişkinin ticari işletme devri niteliğinde olması nedeniyle, olayda İİK.nun 44.ve Borçlar Kanununun 179.maddelerinin uygulanması gerektiği açıktır. Anılan maddelerde öngörülen koşulların yerine getirildiği iddia ve ispat edilmiş değildir.
O halde, açıklanan bu hukuki ve maddi olgulara göre, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-) Kabule göre; Davalı alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için, İcra ve İflas Kanunu’nun 97/15. maddesi uyarınca alacaklının kötü niyetinin gerçekleşmesi gerekir. Alacaklının üçüncü kişinin istihkak iddiasına karşı
çıkması kötü niyetli bir davranış olarak nitelendirilemez. Olayda alacaklının kötü niyeti kanıtlanmadığından tazminatla sorumlu tutulması da isabetli değildir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 7.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.