YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15842
KARAR NO : 2012/435
KARAR TARİHİ : 18.01.2012
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, 15.02.2008 vade tarihli, 20.000,00 YTL bedelli senette dava dışı …’ın asıl borçlu, müvekkilinin kefil, davalının ise alacaklı olarak gözüktüğünü, asıl borçlu dava dışı … hakkında mahkemece verilmiş kısıtlılık kararı bulunduğunu, anılan dava dışı asıl borçlunun borçlanma ehliyeti olmadığından müvekkilinin de sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek müvekkilinin senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Hükmüne uyulan Dairemiz Bozma ilamında özetle “..Davaya konu bono üzerinde imzası bulunan dava dışı keşidecinin kambiyo senedi ile borçlanma ehliyeti bulunmadığından dolayı sorumlu tutulamamasının davacı avalistin sorumluluğuna etkili olmadığı gözetilerek davacının davasının reddi gerekirken, aksine düşüncelerle kabulünde isabet görülmediği” belirtilmiştir.
Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonunda dairemiz bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargılama aşamasında bonoda avalist olarak imzası bulunan davacı …’nın Konya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.11.2010 tarihli ve 2010/1538 E.-2010/1837 K. Sayılı kararı ile “kronik psikoz” tanısı ile TMK’nın 405. maddesi gereğince kısıtlanmasına karar verilmiştir. Bu durumda davanın ehliyetsiz adına açıldığı kabul edilmelidir. Dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup, hakim görevi gereği kendiliğinden dikkate almak zorundadır. Ne var ki ehliyetsize tayin edilen vasi bakımından vesayet makamından Türk Medeni Kanunu’nun 462/8. maddesi gereğince husumete izin olmaksızın yargılamaya devam edilmesine olanak yoktur. Bu durumda öncelikle sözü edilen yasa hükmü gereğince husumete izin belgesinin alınması, gerekmektedir.
Diğer taraftan, ticari senetler bakımından ehliyet TTK.nun 582. maddesinde hükme bağlanmış olup, buna göre akit ile borçlanmaya ehil olan kimsenin poliçe, çek ve bono ile de borçlanmaya ehil olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, bononun düzenlendiği tarihte aval veren davacının hukuki tasarrufta bulunmak yönünden ehliyetsiz olduğunun belirlenmesi halinde, yapmış olduğu hukuki işlem ve dolayısıyla bonodaki aval verme işlemi geçersiz olacaktır. Dosya içindeki Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen raporda “kronik psikoz” tanısı konulan davacı-avalist …’nın akli dengesinin akıllıca hayat sürmek için yeterli olmadığı, hastalığının sürekli olduğu ve hastalığına dair ilk şikayetlerinin 5-6 yıl önce başladığı tespit edilmiş ise de hastalığının başlangıcı kesin olarak saptanmış olmadığı gibi senedin tanzim tarihi 28.12.2007 itibariyle aval veren davacının hukuki ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın ilgili dairesinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde bu konuda araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.