Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/422 E. 2013/5431 K. 28.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/422
KARAR NO : 2013/5431
KARAR TARİHİ : 28.03.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında davalı şirkete ait Avea İletişim Merkezinin satışı hususunda sözleşme yapıldığını, sözleşme kapsamında davalıya verilen çeklerden 12.06.2008 tarihli, 30.000 USD bedelli çekin tahsilinin şarta bağlandığını, ancak şartın gerçekleşmediğini, buna ve gönderilen ihtarnameye rağmen davalı şirketin çeki iade etmediğini bildirerek dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket temsilcisi, yetki itirazında bulunup taraflarına tanzim edilip verilmiş bulunan bir çek bulunmadığını, davada taraf olmadıklarını, davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, yetki itirazı süresinde yapılmadığından yetki itirazının reddine, davalı şirket temsilcisinin duruşmada alınan beyanı ile sözleşmenin davacı ile dava dışı 3.kişiler arasında yapılmış olmasına rağmen davalı şirket tarafından benimsendiği, davacı şirket tarafından düzenlenip verilen çekin davalı şirket adına davacıdan alındığı gerekçesiyle davalının husumet itirazının reddine, sözleşme konusu şartın gerçekleşmemesinde davacının kusurunun bulunmadığı, tamamen Avea’nın kendi iç tasarrufundan kaynaklandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 18/10/2010 tarih 2010/3249 E. 2010/11518 K. sayılı kararı ile “1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Taraflar arasında imzalanan 12.02.2008 tarihli sözleşmenin son cümlesinde, 4 ay sonunda abone merkezinin stratejik lokosyon olmaması durumunda Aveanın çıkaracağı ödemeyi davalı Teknosel Ltd.Şti.’nin ödemeyi kabul ettiği, stratejik lokosyon gerçekleştiği takdirde 30.000 USD’lik çekin tahsilatının gerçekleşeceği şeklinde hüküm bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece stratejik lokosyon olmaması halinde Avea’dan bir ücret talep edilip edilmediğinin, talep edilmiş ise ödeme yapılıp yapılmadığı sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Ayrıca, aynı çekle ilgili olarak İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/372 esas sayılı dosyasında da dava açıldığı bildirildiğinden, mahkemece bu dosyanın getirtilerek, gerektiğinde dosyanın birleştirilmesine karar verilmesi gerekip gerekmediği hususunun değerlendirilmemesi de doğru değildir.” gerekçesiyle (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına direnilerek davalı şirket temsilcisinin duruşmada alınan beyanı ile sözleşmenin davacı ile dava dışı 3.kişiler arasında yapılmış olmasına rağmen davalı şirket tarafından benimsendiği, davacı şirket tarafından düzenlenip verilen çekin davalı şirket adına davacıdan alındığı gerekçesiyle davalının husumet itirazının reddine, sözleşme konusu şartın davalıya iki yükümlülük yüklediği, bunlardan birincisinin, stratejik lokasyon olmaması halinde Avea bir ödeme çıkarırsa bunun davalı tarafından ödeneceği, ikincisinin ise stratejik lokasyon gerçekleşmezse davalı tarafından dava konusu çek bedelinin tahsil edilmeyeceği olduğu birinci yükümlülüğün taliki şartla ilgisi olmadığı, Avea’nın ödeme çıkarması halinde çek bedelinden mahsup edileceğine dair bir sözleşme hükmünün de bulunmadığı, Avea ödeme çıkarırsa davalının bunu ödeyeceği ve ancak stratejik lokasyon gerçekleşirse dava konusu çekin ödeneceği şeklinde sözleşme hükmünün açık olduğu, HUMK 45/2 maddesi dikkate alındığında birleştirme hususunun ancak ikinci mahkeme tarafından yapılabileceği gerekçeleriyle davanın kabulüne, dava konusu çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 15/06/2012 tarih 2012/19-138 E. 2012/393 K. sayılı kararı ile yerel mahkemece, bozma kararından sonra ilk kararda yer almayan ancak birleştirme konusundaki bozma gerekçesini karşılayan yeni gerekçe ile direnme kararı verildiği, yerel mahkemece direnme kararı olarak nitelendirilen temyize konu kararın, gerçekte bir direnme kararı değil yeni bir hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 28.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.