Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/2948 E. 2010/9934 K. 22.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2948
KARAR NO : 2010/9934
KARAR TARİHİ : 22.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, dava dışı …ın kullanımında iken meydana gelen tek taraflı kaza sonucu pert total olduğunu, başvuruya rağmen davalı sigortanın ödeme yapmadığını belirterek, 30.000.00 TL’nın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, sürücü değişikliği yapıldığını, araç, alkollü davacının kullanımında iken ve alkolün etkisiyle kazanın meydana geldiğini, hasarın teminat dışında kaldığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ihbar yükümlülüğünün iyi niyet kurallarına uygun olarak yerine getirilmediği, sigortalı araç, alkollü davacının kullanımında iken ve münhasıran alkolün etkisi altında direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kazanın meydana geldiği, rizikonun teminat dışında kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Aracın tescil belgesinde dava dışı Akbank T.A.Ş Rize Şubesi dain ve mürtehin olarak gösterilmiştir.
TTK.’nun 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270. maddesi hükme gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir.
Somut olayda, dain mürtehin sıfatı bulunan ve menfaati olan dava dışı bankadan, dava açmaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmamıştır.
O halde mahkemece, dava dışı bankadan, davanın açılmasına ve tazminatın davacıya verilmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmalı, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetli değildir.
2-Kabule göre de;
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden doğan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.’nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasa’nın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın, sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.1.5. maddesi ve TTK.’nun 1292/3. maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut olayda, kaza, 27.04.2008 tarihinde ve sigorta poliçesi yürürlükte iken meydana gelmiştir. Davalı vekili, davacının iddia ettiği gibi sürücünün … değil, alkollü davacı olduğunu, rizikonun teminat dışında kaldığını, ispat külfetinin davacıya geçtiğini savunarak, kaza tutanağındaki “ Her ne kadar sürücü olduğunu beyan etse de, Hopa İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerine verdiği ifade neticesi sürücü olduğu, kaza yerine gelindiğinde aracın başında kimsenin olmaması, görgü şahidi bulunmaması ve araç üzerinde gözle yapılan kaba inceleme sonucu sürücüyü belli eden iz ve emareye rastlanılmaması sebebiyle sürücü tarafımızca tespit edilememiştir ” şeklindeki açıklamayı, …ın yara almayıp, sürücü kısmından hasarlanan araçta bulunan davacının kazada yaralanmasını, davacının telefonundan …ın ev telefonunun aranmasını delil olarak göstermiştir. Kaza Tutanağı, tanıklar … ve Şenol Karaşah’ın, aracı …ın kullandığına ve ön yolcu koltuğunda oturduğu için yaralanan davacıyı hastaneye götürmek için birlikte olay yerinden ayrıldıklarına dair beyanları ile dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyi niyet kurallarına aykırı şekilde bildirdiği sabit olmamıştır. Bu durum karşısında, sürücü değişikliği yapıldığının ispat külfeti davalı sigortacıda olup, bu hususu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Oysa, davalı sigortaca cevap dilekçesindeki savunmalardan başka delil getirilememiştir.
Sürücü …, yeterli ehliyetnameye sahip ve alkolsüzdür.
Bu Durumda mahkemece, poliçe teminatı kapsamında gerçekleşen riziko nedeniyle sigortalı araçta meydana gelen gerçek zarar miktarı makine mühendisi uzman bilirkişiden alınacak rapor ile belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.