Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/5023 E. 2011/12955 K. 26.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5023
KARAR NO : 2011/12955
KARAR TARİHİ : 26.12.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, 08.09.2009 günü …’de meydana gelen sel felaketi nedeniyle pertotal olduğunu, davalı … şirketinin eksik ödeme yaptığını belirterek, ıslâh ile arttırılmış 5.750.00 TL’nın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın 27.000.00 TL rayiç değerinden, %25 muafiyet indirimi yapılarak, kalan 22.750.00 TL’nın davacıya nakden ve tamamen ödenerek ibraname alındığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, aracın rayiç değeri ile davalı … şirketinin edimi arasındaki orantısızlık nedeniyle ibranamenin makbuz niteliğinde olduğu, davacının eksik ödenen miktarı davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 5.750.00 TL’nın, 08.09.2009 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.’nun 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı yasanın 1270. maddesi hükme gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879. maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir.
Somut olayda, poliçede dain mürtehin sıfatı bulunan ve menfaati olan dava dışı … Tüketici Finansman ve Kart Hizm. A.Ş.’nden, dava açmaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, husumet kamu düzenine ilişkin olup re’sen gözetileceğinden, dava dışı … Tüketici Finansman ve Kart Hizm. A.Ş.’nden, kredi alacağının ve rehin kaydının devam edip etmediği, devam ediyorsa davanın açılmasına ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı hususu sorulmalı, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Kabule göre:
a)- 6100 Sayılı HMK.’nun 266. (1086 Sayılı HUMK.’nun 275.) ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir. Sonucu açık ve belli durumlar ayrık olmak üzere, trafik kazalarında hasarın tespiti de uzman bilirkişi aracılığıyla yapılmalıdır.
O halde mahkemece, trafik hasar uzmanı bilirkişiden ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, uzman olmayan avukattan alınan tazminat raporu esas alınarak, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
b)- 2918 Sayılı KTK.’nun 111. maddesinde, “Bu kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarına ilişkin olup da, yetersiz veya fâhiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.“ hükmü yer almaktadır.
Mahkemece, davacı tarafından imzalanan “İbraname, Mutabakatname ve Tazminat Makbuzu” başlıklı belge makbuz hükmünde kabul edilerek, bakiye tazminat miktarı belirlenip hükmedilmiş ise de; davacı vekili 04.05.2010 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, müvekkilinin davalıyı ibra etmediğini ve böyle bir belgeyi de imzalamadığını bildirmiştir.
Bu durumda mahkemece, söz konusu belge altındaki imzanın davacı sigortalıya ait olup olmadığı hususunda gerektiğinde
uzman bilirkişi aracılığıyla imza incelemesi yapılarak, ibranamenin geçerliliği ve davalı … şirketinin sorumluluğunun sona erip ermediği tartışılıp değerlendirilmeden, ödenen miktarın toplam tazminat tutarından indirilip bakiye miktara karar verilmesi isabetli değildir.
c)- Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.3.1. maddesine göre, sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit ederek sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Davaya konu olayda, davalı … şirketinin en erken ekspertiz raporunun düzenlenme tarihinde gerçek zararı öğrendiği, bu tarih itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekirken, olay tarihinin esas alınması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2)-a, b, c nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 26.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.