Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/10323 E. 2011/1348 K. 08.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10323
KARAR NO : 2011/1348
KARAR TARİHİ : 08.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Kamulaştırma Yasası’nın 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşif sırasında taşınmazın üzerinde su borularının olduğu, boruların 200 m ilerideki gölete kadar uzandığı, kabak, fasulye ve ayçiçeği ekili olduğu saptanmış, dinlenen tanıklar taşınmazın sulanabilir olup olmadığı konusunda çelişkili beyanlarda bulunmuşlar, bilirkişi kurulu ise dava konusu taşınmaz sulu veya kuru tarım arazisi sayılması halinde elde edilebilecek ürünleri münavebeye almak suretiyle iki ayrı rapor düzenlemiştir. Dosyaya sunulan 08.05.2010 ve 05.05.2010 günlü tespit raporlarında dava konusu taşınmazın 150 m uzaklıktaki Çavuşköy deresinden gelen suyla sulandığı, suyun yeterli olduğu ve 10983 m²’lik bölümünün damlama, 19906 m²’lik bölümünün ise yağmurlama yöntemiyle sulandığı açıklanmıştır. Tarım İl Müdürlüğünün 01.06.2010 günlü yazısında ise halihazırda Çavuşköy deresinden gelen suyu kullanarak fiilen sulu tarım yapıldığı belirtilmiş, dere suyunun sıcaklığa bağlı olarak temmuz-ağustos aylarında kuruduğu açıklanmıştır.
Mahkemece; sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama yada başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yeraltı suyundan hangi sistemle yararlanıldığı hususlarında yerinde gerektiğinde keşif yapılıp ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden, pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden taşınmazı kuru kabul ederek düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 08.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.