Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/1445 E. 2011/11944 K. 08.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1445
KARAR NO : 2011/11944
KARAR TARİHİ : 08.12.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı …’in icra kefili olarak hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı diğer davalıya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … davanın reddini savunmuş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece tasarrufun borçtan önceki tarihte yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Kural olarak bu tür davalarda takibe konu alacağın tasarruf tarihinden önce doğmuş olması gereklidir. Somut olayda davacı alacağı 29.05.2009 tanzim tarihli bonoya dayalıdır. Davalı … takip konusu bononun borçlusu ve kefili değil ise de icra kefili olarak borçlunun borcunu üstlendiği asıl borçlu …’in annesidir. Dolayısıyla oğlu olan borçlunun borcunu bildiğinden kendisi yönünden de borcun doğum tarihinin icra takip dosyasının dayanağı olan bononun tanzim edildiği 29.05.2009 tarihi olarak kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece borcun tasarruf tarihinden önce doğduğunun kabulü ile davanın esasına girilmesi gerekirken yanlış değerlendirme
ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Ancak bu tür davaları elinde kat’i (İİK.nun 143.md) yada geçici (İİK.nun 105.md) aciz belgesi bulunan alacaklılar tarafından açılabilir. Bu husus davanın görülebilme koşulu olup mahkemece re’sen (kendiliğinden) gözönüne alınması gerekir. Aciz belgesinin dava açılmadan dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasından ve hatta hükmün Yargıtay’ca onanmasından veya bozulmasından sonra bile sunulma olanağı vardır. Dava dosyasında ne İİK.nun 143. maddesine göre alınmış kesin aciz belgesi ne de aynı yasanın 105. maddesi uyarınca geçici aciz belgesi niteliğinde haciz tutanağı bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece aciz belgesi ibraz edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış gerekçe ile borcun tasarruf tarihinden sonra doğması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de sonucu itibariyle doğru olan davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1,25 TL kalan harcın temyiz eden davacıdan alınmasına 8.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.