Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2012/8285 E. 2012/9596 K. 17.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8285
KARAR NO : 2012/9596
KARAR TARİHİ : 17.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, davacıların nüfus kayıtlarındaki doğum tarihlerinin düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde, …, … ve … adlı kardeşlerin nüfus kayıtlarına göre doğum tarihleri gerçek durumu yansıtmadığından gerçek duruma uygun olarak doğum tarihlerinin düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece …’in doğum tarihinin 09.05.1989, …’nin doğum tarihinin 04.04.1988, …’nin doğum tarihinin 24.09.1987 olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, doğum tarihinin düzeltilmesi istenilenlerin gerçek yaşının tespiti için Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden alınan 15.06.2011 günlü sağlık raporunda kemik yaşlarının …’in 20-22 yaş ile, …’nin 22-24 yaş ile, …’nin 24-26 yaş ile uyumlu olduğu bildirildiği, mernis doğum tutanağının …’nin ve …’nin Medine Sağlık Bürosunun doğum belgelerine istinaden düzenlendiği, doğum tarihinin düzeltilmesi istenilenlerden … ve …’nin 18.07.1988, …’nin ise 09.07.1986 da nüfusa tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin davalar diğer kayıt düzeltme davaları gibi kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğundan, hakim taleple bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği bulgulara göre ve öteki kayıtlarla çelişki meydana getirmeyecek şekilde karar vermek zorundadır. Bir şahsın doğmadan nüfusa kaydı söz konusu olamayacağından, bu şekilde düzeltme nüfus kayıtlarında çelişki meydana getirdiği gibi doğum tutanağı ile de çelişmektedir. Hakimin, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken bu kayıtlar arasında çelişki meydana getirmemeye ya da hayatın olağan akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermesi gerektiği gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 17.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.