YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5116
KARAR NO : 2021/11535
KARAR TARİHİ : 30.12.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 25/06/2018 tarihinde, dvaalının trafik sigortacısı olduğu aracın müvekkiline çarpması sonucunda yaralandığını belirterek, fazlaya ilikin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 TL sürekli iş göremezlik ile 472,00 TL rapor ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,talebini 104.812,00 TL’ye yükseltmişlerdir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; dosyada mübrez belgelerle kusur tespiti yapılmayacağı, hakimlerin sınırlı araştırma ve inceleme yetkisi bulunduğundan bahisle başvurunun görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; karara davacı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı vekilinin itirazının kabulü ile hakem heyeti kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına; talebin kabulü ile 104.812,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 472,00 TL rapor ücreti olmak üzere 105.284,00 TL’nin 14/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, hakem heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu edilen kazadaki taraf kusurlarının belirlenmesi için emekli j.asb/iktisatçı uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacının %50 oranında, davalı sigortalı araç sürücüsünün %50 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş; hakem heyeti tarafından bu kusur oranları benimsenerek karar verilmiştir.
Olaya ilişkin kaza tespit tutanağı düzenlenmemiş olup,soruşturma aşamasında alınan davacının ifadesinde, çaylıkta çay topladıklarını, babasının yoldan geçtiğini gördüğünü, durması için seslenmesine rağmen duymadığını, babasını kaçırmamak için çaylık araziden yola inen kumluk alandan kayarak yola indiğini, babasının görmemesi üzerine arabanın altında kalarak yaralandığını belirtmiştir. Dava dışı sürücünün ifadesinde ise, kızının düştüğünü görmediğini, bir şeye çarptığını sanıp geri geldiğini, kızının bağırması ile durumu fark ettiğini ifade etmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişli değildir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu kusur konusunda uzman bilirkişi tarafından hazırlanmamış olup soruşturma evresindeki ifadeler irdelenmeden kusur belirlemesi yapılmıştır.
6100 Sayılı HMK’nun 266/1. maddesi “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir” düzenlemesine yer vermiştir.
O halde hakem heyetince, Adli Tıp Kurumu, İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kurulundan, soruşturma evresindeki ifadeler ile önceki raporların da irdelendiği, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
Kabule göre, Sigortacılık Kanunu 30/17 maddesi ile 19/01/2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazete’de yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinde “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir. Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu vekalet ücretinin altında kalması halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 30/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.