YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14860
KARAR NO : 2013/5868
KARAR TARİHİ : 04.04.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de miktar itibariyle bu istemin reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirket personelinin 2008 yılında muhtelif tarihlerde davalı tarafından işletilen otelde konakladığını, bu hizmet karşılığında düzenlenen fatura bedellerinin ödendiğini, KDV.nin de usulüne uygun olarak mahsup işlemine tabi tutulduğunu, müvekkilinin mükellefi olduğu … Vergi Dairesi’nin müvekkiline gönderdiği 06.10.2009 tarihli yazı ile davalı tarafından düzenlenen ve davacı şirketçe KDV mahsubunda kullanılan faturaların sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlemeleri/kullanmaları nedeniyle hakkında olumsuz rapor ya da tespit bulunan firmalarca düzenlendiğini, davalının da bu kapsamdaki bir firma olduğunu, bu nedenle de 30 gün içinde düzeltme beyannamesi verilerek davalı şirketten alınan faturaların mahsuptan çıkarılmasını ve bunun sonucunda oluşacak verginin de ödenmesini aksi halde davacı şirketin de “sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullananlar”kapsamına alınarak vergi incelemesine tabi tutulacağının bildirildiğini, davalı sahte veya içeriği itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen kategorisinde olduğu için müvekkili şirketin davalının kestiği faturaları mahsup listesinden çıkarmaktan başka seçeneği bulunmadığından müvekkilinin düzeltme beyannamesi vererek davalının düzenlediği faturaları mahsup dışı bırakarak bu işlemin doğal sonucu olarak ortaya çıkan vergi farkı, gecikme cezası ve faiz olmak üzere toplam 20.687.59 TL.yi ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin yaptığı ödemenin mükerrer olduğunu, çünkü 17.053.27 TL.tutarındaki KDV.nin müvekkili tarafından hem fatura bedelleri içinde davalıya, hem de vergi dairesine ödendiğini, müvekkilinin hiçbir ihmal ya da kusuru olmamasına ve fatura bedellerini de ödemiş olmasına rağmen davalının kötü mali sicili nedeniyle kendisinin de “sahte ya da içeriği itibariyle yanıltıcı belge kullananlar”kapsamına alınma riski, vergi dairesinin tazyiki ve davalının kasten yanlış bilgi vererek müvekkilini yanıltmaya çalışması sonucunda vergi dairesi ile çelişki yaşamak ve aynı vergiyi cezası ve faiziyle tekrar ödemek zorunda kaldığını, davalının müvekkili şirketin zararını tazmin etmek zorunda olduğunu ve bu nedenle girişilen icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının ödediği bedelleri müvekkili şirketten tahsili talebinin yasal bir dayanağı bulunmadığını, müvekkili şirketin bu durumu davacıya cevabi ihtarname ile bildirmesine rağmen düzeltme beyanı ile ödeme yapmasının hatalı olup, vergi daireleri arasındaki iletişim eksikliğinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalının asıl alacağının 14.053.70 TL., birikmiş faiz alacağının 147.85 TL.olduğu, alacağın likit bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün dosyada bir örneği bulunan 06 Ekim 2009 tarih ve 21/26280 sayılı yazısına dayanılarak görüş bildirilmiş ve mahkemece bu raporlar hükme esas alınmıştır. Yine … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün dosyada bulunan 13 Nisan 2011 tarih ve 21/9532 sayılı mahkemeye hitaben yazılan yazısında; “06.10.2009 tarih 26280 sayılı yazının mükellefi bilgilendirme amaçlı yazıldığı, alma haberli gönderilmediğinden tarh dosyasında tebliğe ilişkin bilgiye ve belgeye rastlanılamadığı” açıklandığı halde bu yazı cevabı gerek bilirkişi heyetince, gerekse mahkemece değerlendirilmemiştir. Öte yandan davalı vekilinin bilirkişi kök ve ek raporuna yönelik gerekçeli ve ayrıntılı itirazlarının da yeterince değerlendirilmediği görülmüştür.
Bu durumda mahkemece, Vergi Hukuku konusunda uzman bir bilirkişinin de yer alacağı üç kişilik yeni bir bilirkişi heyetinden … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 13 Nisan 2011 tarihli cevabi yazısının değerlendirilmesi ve davanın sonucuna etkisinin tartışılması ve davalı vekilinin önceki raporlara yönelik itirazları da değerlendirilerek ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler üzerinde durulup, tartışılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.