Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/7779 E. 2011/966 K. 01.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7779
KARAR NO : 2011/966
KARAR TARİHİ : 01.02.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar ile davalı … vekillerince duruşmasız davalı … vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılardan … vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Davacılar vekili, davalı …’in müvekkili şirketle %1 oranında hisse sahibi olduğunu, ayrıca adı geçen davalıya geçiçi bir süre için müvekkili şirket adına imza yetkisi verildiğini bir süre sonra …’in imza yetkisine son verildiğini, davalı … ise müvekkili şirket aleyhine davalı … imzalı senede dayalı olarak takip başlattığını, müvekkilleri ile davalı … arasında hiçbir hukuki ve ticari ilişki bulunmadığını, senedin müvekkilini zarara uğratmak amacıyla düzenlendiğini ileri sürerek müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti, takibin ve bononun iptaline ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davacı şirketin yetkilisi sıfatı ile imzalayıp diğer davalıya verdiği bononun …’dan alınan para karşılığı düzenlendiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı … vekili, davacı şirketin ödeme güçlüğü içinde olduğu dönemde şirket borçları için davalı …’in talebi ile müvekkilinin kooperatif hisse devrinden eline geçen 50.000.-TL’yi davacı şirket için kullanılmak üzere verdiğini, buna karşılık dava konusu bononun da müvekkili adına tanzim edildiğini, senetlerin sebepten mücerret olup temel ilişkiye girilmesine onayı olmadığını, bedelsizlik iddiasının yazılı delille kanıtlanabileceğini, …’in aktif husumet ehliyeti bulunmadığını belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacılardan …’in dava konusu senette imzası ve sıfatı bulunmadığından davanın aktif husumet ehliyeti olmaması nedeniyle reddine, davalı …’in senette isim ve cirosu olmadığından davacı şirket tarafından davalı … aleyhine açılan davanın pasif husumet nedeniyle reddine, bononun davacı şirket defterinde kaydının olmadığı, davacı şirketin 3.kişilerden borç para alma uygulaması bulunmadığı gerekçesiyle davacı şirketin davalı … aleyhine açtığı davanın kabulüyle icra takip dosyasında davacının bu davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı …’nın bile bile davacı şirketin zararına hareket ettiği, vermediği bir borç parayı istediği ve kötüniyetli takip yaptığı hususu kesin olarak kanıtlanmadığından, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, dava davacı şirket lehine sonuçlandığından, davalı …’nın tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davalı …’nın temyizi yönünden;
2-Dava konusu bonoda, keşideci davacı şirket, lehdar ise …’dır. Bono “nakten” düzenlenmiştir. Davalı …, davacıya verdiği borç para karşılığı senedin düzenlendiğini savunmuştur. Yani somut olayda talil sözkonusu değildir. Keşideci adına senedi imzalayan kişinin tanzim tarihi itibariyle şirketi temsile yetkili olduğu dosya içeriği ile sabittir.
Bu durumda bedelsizlik iddialarının davacı şirket tarafından HUMK.nun 290.maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir. Mahkemece bu yönler üzerinde durulup tartışılmadan, delillerin değerlendirilmesinde ve ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle davalı …’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı şirket vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı … yararına takdir edilen 825.00.-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı …’ya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.