YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5333
KARAR NO : 2012/6455
KARAR TARİHİ : 21.05.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Ödemiş vergi Dairesi’ne ait 2007/640 ve Ödemiş 1. İcra Müdürlüğü’nün 2005/3064, 2006/547 sayılı takip dosyalarından trafik kaydına haciz konulan … plaka sayılı aracın mülkiyeti muhafaza kaydı ile yapılan satış sözleşmesi uyarınca takip borçlusuna satıldığını, bedelin tamamı ödenmediğinden mülkiyetin borçluya geçmediğini, buna rağmen kaydına haciz konulduğunu belirterek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi istemi ile İcra Hukuk Mahkemesi’nde dava açmıştır.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu aracın borçlu adına kayıtlı olduğunu, bu nedenle haciz konulduğunu istihkak iddiasının öğrenme tarihine göre 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde ileri sürülmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu) vekili, İcra Hukuk Mahkemesi’nde yaptığı savunma sırasında, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu aracın mülkiyeti muhafaza kaydı ile üçüncü kişi tarafından takip borçlusuna satıldığı, buna ilişkin Defter’e kaydının yapıldığı, satış bedelinin ödenmemesi nedeni ile aracın mülkiyetinin borçluya geçmediği“ gerekçesi ile davanın kabulü ile üç ayrı takip dosyasından konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemize ait 15.12.2009 gün, 4976–8423 sayılı kararı ile hüküm, 6183 sayılı Kanun’dan
doğan istihkak davasına ilişkin ayırma ve görevsizlik kararının verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda: “davanın Ödemiş İcra Hukuk Mahkemesi’nde açıldığını, Yargıtay bozma ilamına uyma kararı verilerek 6183 sayılı Kanun’dan doğan istihkak davasının ayrılarak görevli Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gönderildiğini, dava konusu aracın üçüncü kişi tarafından mülkiyeti muhafaza kaydı ile takip borçlusuna satıldığı, ancak satış bedelinin tamamının ödendiğine dair delil sunulmadığı, haczin kaldırılması gerektiği“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu haciz 08.05.2007’de konulmuş, dava ise doğrudan 11.07.2007’de açılmıştır. Bu durumda istihkak iddiasının öğrenme tarihine göre 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.
Ne var ki görevsiz Mahkeme’de yapılan yargılama sırasında takip borçlusunun vekili aracılığı ile duruşmaları takip ederek istihkak iddiasına karşı çıktığı görülmüştür. Buna rağmen görevli Mahkeme tarafından takip borçlusuna ya da vekiline duruşma günü bildirilmeden yokluklarında yapılan yargılama sonucunda karar verilmesi hatalı olmuştur.
Takip borçlusunun satış bedelinin ödenerek aracın mülkiyetinin kendisine geçtiği yönünde savunma yapıp buna ilişkin kanıtlarını sunma olanağını elinden alan bu durum, savunma hakkını kısıtlamakta, böylece Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına da aykırılık teşkil etmektedir.
2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
S O N U Ç :Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 21.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.