YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13046
KARAR NO : 2012/6085
KARAR TARİHİ : 11.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının müvekkiline ait aracı birleşik kasko sigorta poliçesi ile sigortaladığını, müvekkilinin aracının, dava dışı …’ın sevk ve idaresindeyken meydana gelen tek taraflı kaza neticesinde hasarlandığını ileri sürerek 7.200 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, talep edilen hasar tazminatının kasko sigorta poliçesi teminat kapsamı dışında kaldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın sübut bulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortacısından, araç hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.1. maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken, sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması
gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK.nun 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın, sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
Öte yandan, Kasko Poliçesi Genel Şartları’nın B.1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu, sanki bu oluşan rizikoyu teminat içinde kalmış gibi ihbar ederse, ispat külfeti yer değiştirip, rizikonun teminat içinde kaldığının ispatı sigortalıya geçer.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; sigortalı aracın hasarlı olduğu hususu sabittir. Davalı vekili savunmalarında, kaza yerinde tutulan trafik kazası kaza tespit tutanağına dayanmış, kazanın sigortalı araç sürücüsünün beyan ettiği şekilde gerçekleşmediği, sigortalının ihbar mükellefiyetini kasten doğru olarak yerine getirmediği iddiasında bulunmuştur. 06.01.2010 tarihli kaza tespit tutanağının incelenmesinde ise “kazanın meydana geldiği yerde ve araç üzerinde yapılan incelemede, kazanın bildirilen yerde meydana gelmediği kanaatine varıldığı”nın belirtildiği görülmüştür. Duruşmada da dinlenen tutanak mümzii tanıklar, somut verilere dayanmayan, tamamen farazi ve tahmini görüşlerini bildirmişler, alınan 08.06.2011 tarihli bilirkişi heyet raporunda da, değerlendirmeler aynı şekilde soyut ve tahmini kabullere dayanmıştır.
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, sigortacının rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ve rizikonun teminat dışında kaldığını, soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlaması gerekir. Davalı … bu iddialarını somut delillerle kanıtlayamamıştır. (HGK
10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilamları)
O halde, davalı … şirketinin, davacının ihbar yükümlülüğünü doğru kullanmadığı ve hasarın teminat dışında kaldığı iddiasını somut delillerle kanıtlayamamış olduğu anlaşıldığından, hasarın teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek, işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın sübut bulmadığı gerekçesiyle reddi yönnüde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.