Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/5248 E. 2012/10444 K. 25.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5248
KARAR NO : 2012/10444
KARAR TARİHİ : 25.06.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın HUMK’nun 409/5.maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı … vekili dava dilekçesinde; davalının … İcra Müdürlüğü’nün 2008/2654 esas sayılı dosyasında müvekkil hakkında çeke dayalı icra takibi yaptığını, müvekkilinin yapılan haciz işlemi sırasında takipten haberdar olduğunu, çekteki imzanın ve borcun müvekkile ait olmadığını bildirerek, öncelikle yargılama sonuçlanıncaya kadar takibin durdurulması için tedbir kararı verilmesine, takibe konu çek nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve yapılan icra takibinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın çekin konu edildiği icra takibinde iyiniyetli 3. şahıs konumunda olduğunu ve kambiyo senedi vasfında olan bir belgedeki imzanın kime ait olduğunu bilebilecek durumda olmadığını, ödeme emrinin usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edilmesine rağmen davacının hiçbir itirazda bulunmadığını, davacı ile müvekkili arasında takip dosyasındaki alacak miktarının tespiti ve bu alacak miktarının hangi tarihlerde ne şekilde ödeneceğine ilişkin 31.07.2008 tarihli protokol imzalandığını bildirerek, davanın reddine ve %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davacı tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık yasal süre içinde yenilenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkemece 25.02.2011 tarihli oturumda davacı vekili olarak hazır bulunan Av. …’a usulüne uygun yetki belgesini 10 gün içinde sunması için mehil verilmiş ve adı geçen avukata davacı vekili Av. … tarafından yetki verildiğine ilişkin yetki belgesinin 16.03.2011 tarihinde mahkeme başkanı tarafından havale edilmek suretiyle sunulduğu dosya içeriğinden anlaşılmıştır.
1086 sayılı HUMK’nun 67/1 naddesi uyarınca; vekaletnamenin aslını veya örneğini vermeyen vekil dava açamaz ve yargılama ile ilgili hiç bir görev yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar bulunan hallerde mahkeme, vereceği kesin bir süre içinde vekaletnamesini getirmek şartıyla vekilin dava açmasına veya usul işlemleri yapmasına izin verebilir.
Anılan yasa hükmünde de açıkça belirtildiği gibi mahkemece verilecek sürenin kesin süre olduğunun ve sonuçlarının hatırlatılması gerekirken, ara kararında bu hususlar hatırlatılmadan sadece 10 günlük süre verildiği belirtilmekle yetinilmiş olması karşısında dosyaya sunulan yetki belgesinin süresinde verilmediği gerekçesiyle HUMK’un 409. maddesindeki davanın açılmamış sayılması koşullarının oluştuğundan söz edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.