Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/7256 E. 2012/15190 K. 17.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7256
KARAR NO : 2012/15190
KARAR TARİHİ : 17.10.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan aldığı toplam mal bedelinin 332.986,34 TL olduğunu, buna karşılık 31.900.00 TL çek bedelinin ve 985.89 TL bakiye bedelinin ödendiğini, 271.720.66 TL değerinde de mal iadesi yapıldığını, 28.379,79 TL bakiye borç kalmasına rağmen 198.892.00 TL asıl alacak talep edildiğini ileri sürerek, davalıya 170.512,21 TL borçlu olmadığının tespiti ile takibe konu edilen çeklerin bu kadarlık kısmının ve takibin bu kadarlık kısmının iptaline, borçlu olunmayan miktara denk gelen komisyon, tazminat ve faiz borcunun da olmadığının tespitine, %40 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında mal iadesine yönelik bir anlaşmanın bulunmadığını, hiçbir mecburiyeti olmadığı halde müvekkilinin batmak üzere olduğunu belirterek mal iade eden davacıdan bir kısım malları geri aldığını, iade edilen malların çoğunluğunun bozuk olduğunu ve iade faturasında görünen bir kısım malların da eksik gönderildiğini, kabul edilen toplam iade bedelinin 101.108,66 TL olduğunu, bu durumda davacının 199.977,69 TL borcu kaldığını, davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi kurulu raporu ve dosya kapsamına göre sabit olmayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı tarafından davacı aleyhine 2 adet çeke dayanılarak 198.892 00 TL asıl alacak üzerinden icra takibine girişilmiş, davacı işbu davada davalıya 28.379,79 TL dışında borcu bulunmadığını ileri sürerek 170.512,00 TL yönünden borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Ödemeler sonrası toplam borcun 300.100,41 TL olduğu, iade edilen tohum bedelinin 271.720,66 TL’den ibaret bulunduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, davacı tarafından iade edilen tohumların ne kadarlık bölümünden ve bedelinden davacının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
11.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda davalının defterinde iade edilen tohumlarla ilgili faturanın 136.000 TL’lik bölümünün kabul edilerek kaydedildiği belirtilmiştir. Davalı defterinde daha sonra davacı aleyhine 57.000 TL bozuk mal kaydı yapılmış, kararda bu miktarlardan davacının sorumlu olup olmadığı hususları açıklığa kavuşturulmamıştır. Ayrıca davalı cevabında ve 18.02.2008 tarihli ihtarında iade edilen bozuk malların miktarının 154.562 TL tutarında olduğunu belirtmiştir. Davalı aynı ihtarında 16.050 TL tutarında malın hiç gelmediğini kendisine teslim edilmediğini bildirmiştir. İade faturasını kabul eden davalının 16.050 TL bedelli malı teslim almadığını ispat edemediği sürece bu malın bedelinden davacının sorumlu tutulması mümkün değildir.
Mahkemece bu yönler gözetilerek yeni bir bilirkişi kurulundan Yargıtay denetimine elverişli ve ayrıntılı bir rapor alınıp, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.