Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/10225 E. 2012/4188 K. 15.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10225
KARAR NO : 2012/4188
KARAR TARİHİ : 15.03.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılardan … vek. Av. … tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalı … ve diğer davalı …’in vek. Av. …’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan asil ve avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davacılardan …’in vekili olan diğer davalı Av. … marifetiyle davacı aleyhine ve diğer borçlular aleyhine icra takibine başladığını, ödeme emri tebliğ edilmediğini, davacının icra takibine konu bonoyu alacağına karşılık diğer borçlu Sürücü Kursları Eğitim A.Ş.’den ciro yoluyla aldığını, keşideci …’in borcunu ödememesi üzerine Av. …’a icra yoluyla tahsili için ciro etmeden verdiğini, bonodaki imzanın davacıya ait olmadığını, borçlu sıfatı bulunmadığını, keşidecinin ödediği 22.565.15 TL.’yi asıl alacaklı olan davacının alması gerekirken davalıların alıp, bu tutarda sebepsiz zenginleştiklerini belirterek, icra takibine konu bonodaki imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle takibin iptaline, davalıların tahsil ettiği 22.568.15 TL.’nin tahsil tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, %40’tan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, davaya cevap vermemiş, diğer davalı …, zamanaşımı def’inde bulunduğu gibi esasen de davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda; davaya konu senet aslının icra dosyasında zayi olması nedeniyle görevli icra memurları hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, senet aslı olmadan fotokopisi üzerinden kanaat bildirilemeyeceğinin bilirkişilerce beyan edildiği, senet fotokopisinin incelenmesinden … tarafından lehdar “Sürücü Kurucu A.Ş.”, emrine düzenlendiği, onun cirosu ile davacıya, davacı cirosu ile de davalı …’e geçmiş olduğunun anlaşıldığı, davalı …’ın senette sıfatı bulunmadığı gibi takipte de alacaklının vekili olması dışında bir sıfatı bulunmadığı, davacının senedi tahsil için bu kişiye teslim ettiğine dair yazılı belgesi olmadığı gibi bu kişiyi vekil olarak atadığına dair vekaletnamesi de bulunmadığı, davacı yanca bu kişinin hukuki sorumluluğunu gerektirecek delil sunulamadığı, davalı … hakkındaki istem yönünden ise; senedin elde edilememesi nedeniyle sahtelik iddiasının incelenemediği, davacının inkar ettiği senetten dolayı sorumlu tutulabilmesi için imzanın davacıya ait olduğunun ispatı gerektiği, senedin takip dosyasına ibraz edilmiş olması ve icra emrinde belirtilen sürede imzaya itiraz edilmemesinin o takip yönünden imzanın davacıdan sadır olduğunun kabulünü gerektirir ise de, genel mahkemede açılan menfi tespit davası açısından imzanın davacıya ait olduğunun kabulünü gerektirmeyeceği, bu hali ile davacının dava konusu senetten sorumlu tutulamayacağı, bu itibarla davacının dava konusu senet ve takip nedeniyle davalı …’e borçlu olmadığı ve ödenen tutarın bu davalıdan tahsili gerektiği gerekçeleriyle, davalı … yönünden davanın reddine, davalı … yönünden davanın kısmen kabulüne, 22.568.15 TL.’nin bu davalıdan tahsiline, şartları oluşmadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalılardan … vekilince temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle icra takibinde davacı aleyhine de ödeme emri düzenlenip, borçlu olarak gösterilmiş olduğundan davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğundan davalılardan … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı icra takibine konu bononun ara cirantası ve gerçek hamili olduğundan icra dosyasına keşideci tarafından ödenen paranın tarafına ödenmesi gerektiğinden bahisle istemde bulunmuş ise de; dosyadaki delillerden dava konusu senette davacının ciranta olarak imzasının yer almadığı hususu ihtilafsızdır. Bu durumda, davacı ciranta olarak yer almadığı bonoyu davalılardan vekili olan Av. …’a tahsili için verdiğini, vekilinin davacı yerine diğer davalı yararına bono ile icra takibine başladığını, bir başka deyişle bononun gerçek yetkili ve haklı hamili olanın kendisi olduğunu ispat yükümü altındır. Davacı asıl 21.09.2009 günlü duruşma oturumunda, vekiline vekaletname vermediğini, vekilinden senedi verdiğine ilişkin bir belge de almadığını, imzası ile beyan etmiştir. Hal böyle olunca, bonoda davacının ciranta olarak yer olmadığının ihtilafsız oluşu ve davacının yukarıda yazılı beyanı ve dosyaya sunulu delillerle bononun gerçek alacaklısı olduğu iddiasını ispat edemediği hususu gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile icra dosyasına ödenen paranın davalı …’den tahsiline karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı … yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalılardan … yararına takdir olunan 900,00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan …’e ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.