Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/810 E. 2010/5909 K. 13.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/810
KARAR NO : 2010/5909
KARAR TARİHİ : 13.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve irtifak hakkının idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kabulünde bir isabetsizlik yoksa da bilirkişi kurulunca düzenlenen rapor hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 11.maddesinin 1.fıkrasının (f) bendi uyarınca bilirkişi kurulları, arazi niteliğindeki taşınmaz malın kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak düzenleyeceği raporda, bedelin tespitinde etkili olacak bütün nitelik ve unsurları ve her unsurun ayrı ayrı değerini belirtmek suretiyle ve ilgililerin de beyanını dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit etmelidir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında ise bilirkişi kurullarınca –taşınmazın sulu ya da kuru niteliğine göre- münavebeye alınan ürünlerin dekar başına ortalama verimi ve üretim giderleri ile kg. başına ortalama satış fiyatlarını içeren veri cetvelleri Tarım Müdürlüğünden getirtilip, değerlendirmenin bu verilere uygun biçimde yapılması ilkesi benimsenmiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan Yasa maddesi ve Yargıtay uygulamaları doğrultusunda, öncelikle bilirkişi kurulunca değerlendirmeye esas alınan zeytinin değerlendirme tarihi (2008 yılı) itibariyle dekar başına ortalama verim ve üretim giderleri ile kg. başına ortalama satış fiyatlarını gösteren veri listesi İlçe Tarım Müdürlüğünden getirtilerek veri cetvellerine göre (ortalama değerleri esas alan) hesaplama yapan ek rapor alınması ve buna göre karar verilmesi gerekirken 2007 yılı veri cetveli esas alınmak suretiyle hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması,
2-Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (değerlendirme) tarihindeki mevki ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelire göre değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu yada kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda “taşınmazda DSİ kanallarının olmadığı içinde ve kenarlarında içinden su akan arkların bulunduğu sulama imkanının olduğu” belirtilmekle yetinilmiş, taşınmazın fiilen sulanıp sulanmadığı, sulanıyor ise kaynağı, suyun kendi doğal akışı ile mi taşınmaza ulaştığı, dereden sulanıyorsa bu suyun taşınmazın tamamının sulanmasında her mevsim için yeterli olup olmadığı, ayrıca dereden sulanamadığı zamanlarda taşınmazın ne şekilde sulandığı, yapılan sulamanın başkasının taşınmazındaki bir kuyudan yapılıyor olması durumunda bu sulamanın daimi ve geçerli kabul edilebilmesi için kaynak üzerinde dava konusu taşınmaz lehine bir mükellefiyet kurulmuş olması gerektiğinden bu hususun varlığı ve suyun yeterliliği vb. gibi hususlar araştırılmadan, taşınmazın sulu tarla kabul edilip sulu tarım arazilerinde münavebeye alınabilecek ürünlere göre değerlendirme yapan rapor esas alınarak hüküm kurulması,
3-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında, iklim koşulları, arazinin topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözönünde tutulduğunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranı %5, kuru tarım arazilerinde ise %6 olarak alınmaktadır.
Dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu açıkça saptandıktan sonra, yukarıda açıklandığı gibi belirlenen bu niteliğine uygun kapitalizasyon faiz oranının esas alınması gerekirken, %5 oranına göre kamulaştırma bedelini tespit eden bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda hüküm kurulması,.
4-Davacı idare (TEİAŞ) kamulaştırmayı 2942 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde kendisi yapmış olduğuna göre kamulaştırmaya konu edilen hakkın niteliği gözetilerek davacı idare (TEİAŞ) adına tesciline karar verilmesi gerekirken Hazine adına tescile hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece bir nolu bozma nedeninde açıklanan eksikler giderildikten sonrabilirkişi kurulundan diğer bozma nedenlerindeki hususları da karşılayan ek rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.