YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11325
KARAR NO : 2012/5836
KARAR TARİHİ : 09.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı ve davalı vekilincede duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, dava dışı … ve yine dava dışı … şirketinin davalı bankadan kredi kullandığını, teminat olarak taşınmazlarını ipotek ettiklerini başka bir hukuki sorumlulukları bulunmamasına rağmen bankanın aleyhlerine 2008/3422 esas sayılı icra takibi yaparak usulsüz kesinleştirdiğini, takip konusu miktar ile borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının kredi sözleşmelerine kefil olduğunu ve ayrıca ek kredi kartı hamili olarak kendisince yapılan harcamalardan şahsen sorumluluğu bulunduğunu, icra takibinin usulüne uygun olarak kesinleştiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davalı banka tarafından başlatılan 2008/3422 esas sayılı ilamın icra takibi sırasında yargılama sırasında borcun davacı tarafından ödendiği ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kurulan hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava İİK 72.maddesine dayalı olarak kesinleşmiş icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dava sırasında davacı tarafından icra takibinin tedbir yolu ile durdurulması talep edilmediği icra takibe devamı edilerek davacıya ait taşınmaz haczedilmiş ve satış aşamasına gelinerek 10.06.2009 tarihinde 1.satış ilanı yapılmış alıcı çıkmaması üzerine 2.satış için ilan yapılmıştır. Bu aşamada davacı satışın gerçekleşmemesini temin için bankaya talep konusu borcun taksitlendirilmesi için başvuruda bulunması üzerine davalı bankaca 19.10.2010 tarihli dilekçe ile taşınmaz üzerindeki haciz kararının kaldırılmasını icra dairesine bildirmiş ise de takip ortadan kaldırılmamıştır. Davacının takip ve dava devam ederken bankaya yaptığı teklif borcun cebri icra tehdidi altında ödendiğini gösterir, kaldı ki davacı vekili duruşmada davaya istirdat davası olarak devam edilmesini de talep etmiştir.
Bu durumda mahkemece yargılamaya davacının talebi dikkate alınarak devam olunup iddia ve savunma doğrultusunda deliller toplanarak uygun sonuca göre bir karar verilmek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.