YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10216
KARAR NO : 2012/4187
KARAR TARİHİ : 15.03.2012
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vek. Av. … ile davalı … ve vek. Av. …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar vekili, müvekkili … ile davalının 1990 yılından beri tanıştıklarını, davalının müvekkilleri aleyhine sahte bono ile icra takibine başladığını, bonodaki imzanın da davacıya ait olup olmadığının bilirkişi incelemesiyle anlaşılacağını belirterek icra takibine konu bonodan borçlu olunmadığının tespitine, bononun ve takibin iptaline, %40’tan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 1995-1996 yıllarında davacının bankadan aldığı şahsi krediye davalının kefil olması nedeniyle dava konusu senedin boş ve teminat olarak verildiğini, sonrasında senedin 2006 tanzim tarihli olarak düzenlendiğini beyan etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı …’ın hemşeri ve çok eski ahbap olduklarını, aralarındaki bu ilişkiden dolayı senet miktarında davacılara borç verdiğini, bonoda tahrifat yapıldığı iddialarının dayanaksız olduğunu bildirerek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, icra takibine konu bononun 10.01.2006 tanzim, 24.02.2006 vade tarihli, lehtarının davalı, keşidecilerinin davacılar oldukları dava konusu belgenin kambiyo senedi niteliğinde olduğu ve altındaki imzaların davacılara ait olduğunun açık olduğu, dava dilekçesinde senedin tahrif edilmiş olduğunu bildirdiği halde bilahare senedin boş olarak teminat niteliğinde düzenlendiğini beyan ettiği, kambiyo senedi niteliğindeki belgeyi hükümden düşürecek mahiyetteki iddianın ispatı için HUMK’nun 290. maddesi uyarınca yazılı belge sunulmadığı, yemin teklif edilmeyeceğinin de beyan edildiği, bu suretle de davanın ispatlanamadığı gerekçeleriyle reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davayı konu senetle ilgili olarak davacıların davalı hakkında şikayette bulunmaları üzerine davalının sanık sıfatıyla yargılandığı Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/372 Esas nolu dosyasında resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verildiği dosya içerisinde mevcut ceza mahkemesi kararından anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece B.K.’nun 53. maddesi gözetilerek ceza kararının kesinleşmesi beklenerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacılar yararına takdir edilen 900,00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.