YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1122
KARAR NO : 2012/6957
KARAR TARİHİ : 29.05.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … San. ve Tic. Ltd. Şti.nin alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı iki aracı 15.3. ve 22.3.2007 tarihlerinde davalı …’ya sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalı borçlu, takibin kesinleşmediğini satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, itirazın iptali davası nedeniyle takibin kesinleşmediğini, aciz belgesi sunulmadığını, araçların gerçek bedeliyle alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, dava konusu araçların kasko değerine yakın bedelle satışlarının yapıldığı davacı tanığı tarafından araçların satışa rağmen davalı şirket tarafından kullanıldığı ifade edilmiş ise de davalı tanıkların beyanı ve dosya kapsamına göre araçların satışının muvazaalı olduğu yönündeki iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.Anılan madde gereğince iptal davasının amacı 278,279 ve 280.maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmetme olarak açıklanmaktadır.
İİK 280/1 madde; malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar
verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceği; aynı maddenin 3. Ve son fıkrasında da ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklıların ızrar kastını bildiği ve borçlununda bu hallerde ızrar kastıyla haret ettiği kabul olunur. Bu karine ancak iptal davasını açan alacaklıya devir satış veya terk tarihinden itibaran en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticarat Sicil Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların öğrenmesini temin edecek şekilde uygun vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir hükmünü içermektedir.
Aynı Yasanın 279/1-2. Maddesinde de para veya mutad ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemelerin batıl olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut olayda takip konusu borç 11.1.2006-2.3.2007 arasındaki cari hesaptan kaynaklanmakta olup,borçlu hakkındaki icra takibinin 3.12.2009 tarihli mahkeme kararı ile kesinleştiği, 27.3.2007, 9.11.2009 ve 8.6.2010 tarihli haciz tutanaklarından borçlunun aciz halinde olduğunun kabulü gerekeceği, iptali istenen tasarrufların borcun doğumundan sonra yapılmış olması nedeniyle dava önşartlarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. İzmir 10 İcra Ceza Mahkemesinin 2007 1975 Esas – 2009/4191 Karar sayılı dosyasında, borçlu şirket yetkilisi …, 24.4.2008 tarihli savunmasında dava konusu araçları işleri bozulduğu için, daha önceden tanıdığı …’dan aldığı borca karşılık …’ya devrettiğini belirttiği,yine sanık müdafii de dava konusu araçların …’ya satışından sonra araçlar üzerindeki hacizler nedeniyle …’nın dava konusu araçları borçluya teslim ettiğini, araçların halen borçlu şirket tarafından kullanıldığını beyan ettiği görülmektedir.19.11.2009 tarihli haciz tutanağından dava konusu araçların borçlu şirketin merkezinde bulunduğu, ancak ruhsatları sunulmadığından haciz işlemlerinin yapılamadığı, yine mahkemece dinlenen davacı tanık beyanlarına göre de dava konusu araçların borçlu şirket yetkilileri tarafından kullanıldığının beyan edildiği anlaşılmaktadır. SGK kayıtlarından davalı …’nın 1998 yılından beri SSK’lı
olduğu ve 2010 yılı altıncı ayında maaşının 729,00 TL olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı ve mevcut delillerden davalı 3.kişi …’nın borçlu şirket ve ortaklarının durumunu ve amacının bilebilecek kişilerden olması ve dava konusu … plakalı aracın ticari nitelikte kamyonet olması nedeniyle davalılar arasındaki dava konusu araçların satışına ilişkin tasarrufların İİK 280.madde,dava konusu araçların borca mahsuben davalı …’ya satıldığı beyan edildiğinden İİK 279/1-2 cümle gereğince dava konusu tasarrufların iptaline, davacı alacaklıya takip konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak dava konusu araçlar üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesi gerekirken, tasarrufların sadece bedel farkı yönünden (İİK 278/III-2.madde)değerlendirilerek eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 29.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.