YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15299
KARAR NO : 2012/6445
KARAR TARİHİ : 16.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk(Ticaret) Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davalı tarafından, 01/12/2005 vade tarihli, 40.300,00-YTL bedelli, borçluları müvekkili … ile … olan bir adet senet dolayısıyla Adana 8. İcra Müdürlüğü’nün 2007/6134 E. sayılı takip dosyasıyla kambiyo senetlerine ilişkin takibe geçildiğini, takibe ve davaya konu bononun davalı tarafından hukuka aykırı bir şekilde boş ve imzalı olarak ele geçirildiğini ve hukuka aykırı bir şekilde belgede sahtecilik yapılarak düzenlendiğini, davaya konu bonodaki imzaların her ne kadar müvekkiline ait olduğu Erzin Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/3 soruşturma dosyasında bilirkişi raporları ile tespit edilmiş ise de müvekkilinin davalıyı hiç tanımadığını belirterek söz konusu senetten dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline ve alacak miktarının %40’ından aşağı olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 11/08/2010 tarihli ıslah dilekçesi ile; imzalı ve boş bir şekilde davalı tarafından ele geçirilen bononun hukuka aykırı bir şekilde takibe konu edildiğine dair olan dava sebebini, bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığı ve bonoda sahtecilik yapıldığı şeklinde ıslah ettiklerini, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının davacı aleyhine açmış olduğu kamu davasının bekletici mesele yapılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu bonodaki imzanın davacının eli ürünün olduğunun bilirkişi raporlarıyla da ortaya çıktığını belirterek davanın reddine ve takip konusu alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporları doğrultusunda; davacı tarafından dava konusu senedin imzalı ve boş olarak davalı tarafından hukuka aykırı yollarla elde edilerek yine hukuka aykırı bir şekilde doldurulduğu iddia edilmiş ise de, imzası inkar edilmeyen ve boş olarak verilen kambiyo senetlerinin hukuka aykırı olarak doldurulduğu yönündeki iddiaların ancak yazılı (kesin) delille ispatlanması gerektiği, bu hususta tanık dinlenemeyeceği, davacı tarafından dava konusu senedin hukuka aykırı doldurulduğuna ilişkin herhangi bir yazılı delilin sunulmadığı, davacı vekilinin 11/08/2010 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu bono altındaki imzanın müvekkili …’na ait olmadığını iddia ederek dava sebebini değiştirmiş ise de bono altındaki imzanın davacı …’na ait olduğunun Erzin C. Başsavcılığı ve Adana 2. İcra Hukuk Mahkemesince aldırılan bilirkişi raporları ile sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine ve dava sırasında verilen tedbir kararının icra dosyasında infaz edilmiş olması sebebiyle, davalı lehine alacağın %40’ı oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalı tarafından takibe konulan bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır. Davacı sahtecilik iddiasında bulunduğundan mahkemece bu iddianın HUMK’nın 317. maddesinin atfı uyarınca 308. ve 309. maddelerine göre incelenmesi gerekir. Oysa mahkemece bu yönde inceleme yapılmadan İcra Hukuk Mahkemesi ile Cumhuriyet Savcılığından alınan bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilmiştir. İcra Hukuk Mahkemesince imza yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, Mahkemenin, sınırlı yetkili olan İcra Hukuk Mahkemesinin aldığı raporla yetinerek buna göre hüküm kurması doğru değildir. Zira, İcra Hukuk Mahkemesi kararları maddi hukuk açısından kesin hüküm teşkil etmez. Bu nedenle Mahkemece imzaya itiraz yönünden yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, İcra Hukuk Mahkemesi ve Cumhuriyet Savcılığınca alınan bilirkişi raporları ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.