YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11341
KARAR NO : 2010/15378
KARAR TARİHİ : 30.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Taşınmaz paydaşlarından … ile davalılar arasındaki bağlantıyı gösterir mirasçılık belgesi istenmeden davaya bakılması,
2-Dava konusu taşınmaz arsa kabul edilerek bu niteliğine göre kamulaştırma bedeli tespit edilmiştir.
Geri çevirme kararı üzerine Belediye Başkanlığınca dosyaya gönderilen 24.05.2010 gün M.07.6.KOR.0.13.00/2006 sayılı yazıda; dava konusu … köyü 1484 parsel sayılı taşınmazın belediye mücavir alan sınırları dışında bulunduğu, imar planında tarımsal niteliği korunacak alan olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında etrafında iki katlı binaların bulunduğu, köy yerleşim alanına yakın olduğu belirtilmiş ise de mahkemece bu konuda yapılmış bir gözlem bulunmamaktadır.
28.02.1983 gün ve 1983/6122 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesinin 1. maddesinin (b) bendine göre, belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunup da imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmamış olmakla birlikte fiilen meskun halde bulunan ve belediye hizmetlerinden yararlanmakta olan yerler arasında kalan parsellenmemiş arazi ve arazi parçaları arsa sayılır. Buna göre; belediye sınırları içerisinde olup da imar planında yer almayan bir arazi parçasının arsa sayılabilmesi için belediyenin tüm hizmetlerinden yararlanır durumda olması ve çevresinin meskun bulunması gerekir. Bu iki koşul bir arada gerçekleşmiş olmadıkça o yer arsa sayılamaz. Somut olayda dava konusu sayılı taşınmazın hangi tarihte imar planı içine alındığı, planın türü (nazım-imar) çevresi meskun olup olmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı ve tüm bu unsurlara ilişkin bilgiler toplanıp belgelendirilip, tartışılmadan taşınmazı arsa olarak değerlendiren raporlara göre hüküm kurulması,
3-Bilirkişi kurullarınca Kargılık köyü 194 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 28.04.2005 günlü satışı somut emsal kabul edilerek dava konusu taşınmazın değeri bulunmuş olup geri çevirme kararı üzerine Tapu Sicil Müdürlüğü yazısı ve ekindeki Korkuteli Belediyesi Encümen Kararından anılan taşınmazın İmar Yasasının 18.maddesi gereğince oluştuğu ve 05.09.2001 tarihinde Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, daha sonradan herhangi bir satışa konu edilmediği bildirildiği halde bu hususlar dikkate alınmadan düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi,
4-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kamulaştırılan taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların yaş ve cinsleri belirtilmiştir. Bunların her birinin maktu değerine esas olacak veri listesinin İlçe Tarım Müdürlüğünden getirtilip gerekli denetim yapılmadan bu rapora itibar edilerek karar verilmesi,
5-Yargılama sırasında vekille temsil edilen davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
6-Kabule göre de; dava konusu taşınmaz üzerindeki muhtesatla birlikte kamulaştırılmış olup mahkemece hükme esas alınan 14.01.2009 günlü bilirkişi kurulu raporunda belirlenen değerden davalıların (237/560) payına düşen 61.430 TL’ye hükmedilmesi gerekirken daha az bedele hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece taraflardan emsalleri sorulup kayıtları getirtilmeli, gerekirse resen emsal araştırması yapılmalı ve bilirkişi kurullarından ek raporlar alınarak oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 30.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.