YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1131
KARAR NO : 2012/6853
KARAR TARİHİ : 28.05.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın trafik kazasında hasarlandığını, davalının ihbara rağmen sigorta tazminatı ödemediğini ileri sürerek, 9.000,00 TL. nın 19.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın kurgulandığını, rizikonun teminat dışında kaldığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, kaza ile hasarın uyumlu olmadığı, davacı … ettiren tarafından doğru ihbar yükümlülüğüne uyulmadığı ve ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından davanın ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve araçtaki hasarın poliçe yürürlük süresi içinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve mu-
ziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Uyuşmazlık, rizikonun ihbar edilen yerde ve şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; olaya ilişkin olarak ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği çerçevesinde 01.4.2008 tarihinden sonraki maddi hasarlı trafik kazalarında düzenlenmesi gereken tutanak örneğine uygun olarak taraf sürücüleri tarafından düzenlenen 18.11.2008 tarihli kaza tespit tutanağına göre, … plakalı sigortalı aracın … plakalı araçla çarpışma şekli krokili olarak belirtildiği gibi, sigorta şirketince yaptırılan 13.1.2009 tarihli araştırma raporunda yol kenarında araçlara ait kalıntı parçalar bulunduğu, keza ekspertiz raporuna göre de sigortalı araçta hasar oluştuğu belirlenmiş, aracın fotoğrafları çekilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, özet olarak hasarların iki aracın çarpışması işe oluşabilecek nitelikte olmadığı, hasar detaylarının örtüşmediği, uyuşmadığı, farklı
kazalar sonucu oluşmuş olabileceği belirtilmiştir. Öte yandan, 24.5.2010 tarihli bilirkişi ek raporunda hasarın tutanakta belirtilen kavşak kazası ile uyuştuğu da belirtilmiştir. Bilirkişi raporlarındaki değerlendirmelere karşın, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, kazanın belirtilen yer ve şekilde meydana gelmediği ve davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirdiği hususu ispat külfeti üzerinde olan sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanabilmiş değildir.
O halde mahkemece, dava konusu hasarın kasko sigortası teminat kapsamında kaldığının kabulü ile sigortalı araçta oluşan gerçek zarar miktarının ve aracın perte ayrılma durumu da irdelenmek üzere, makine mühendisi uzman bilirkişiden alınacak raporla belirlenmesinden sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.