Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/390 E. 2012/5957 K. 09.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/390
KARAR NO : 2012/5957
KARAR TARİHİ : 09.05.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı, davalılardan …’in maliki ve …’ın sürücüsü olduğu aracın alkollü olarak kullanımı sırasında üçüncü şahsa ait araca çarparak hasar verdiğini, hasar bedelinin anılan aracın hak sahibine ödendiğini belirterek, kazanın alkolün etkisi ile meydana gelmesi nedeniyle, diğer araç için ödenen hasar tutarının davalılardan rücuen tahsili için Konya 2.İcra Müdürlüğünün 2010/5112 esas sayılı dosyasında yapılan takibe vaki itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir
Davalı … vekili, dava konusu aracı haricen 2006 yılında satarak teslim ettiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … cevap vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulü ile davalının Konya 2. İcra Müdürlüğünün 2010/5112 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaliyle takibin takip talebindeki şartlar çerçevesinde devamına, asıl alacağın % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmama-
sına, davalı sürücü … sigorta akdinin tarafı olmadığından hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar vermek gerekirken işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise temyiz edenin sıfatın göre bu hususun bozma nedeni yapılmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava zorunlu mali mesuliyet sigortasından kaynaklanan rücuan tazminatın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol
miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda davalı araç sürücüsü orta dereceli alkollü olarak emniyet şeridinde park etmiş araçlara çarpmıştır. Ancak sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Bu konuda mahkemece konusunda uzman olmayan avukat bilirkişiden alınan rapor yetersizdir.
Bu durumda mahkemece İstanbul Teknik Üniversitesi ya da Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek kusur ve hasar yönünden uzman iki teknik bilirkişi ve bir nörolog bilirkişinin katılımıyla oluşacak bilirkişi heyetinden, olayın oluş şekli, yol ve hava durumu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilip, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da etkili olup olmadığının, kazaya karışan sürücülerin karşılıklı kusur durumlarının olup olmadığının tesbiti hususlarında ve yine
dava dışı 3. şahsa ait (…) araçta meydana gelen gerçek hasar miktarının ayrıntılı şekilde hasar kalemleri ve bedeli belirtilmek suretiyle tesbiti hususlarında ayrıntılı, açıklamalı, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
3-Kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin tesbiti yargılamayı gerektirdiğinden ve bu nedenle alacağın likit olmadığı gözetilmeden yazılı olduğu biçimde icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
4-Kabule göre de; 1086 Sayılı HUMK.’nun 275. (6100 Sayılı HMK.’nun 266.)ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir. Sonucu açık ve belli durumlar ayrık olmak üzere trafik kazalarında hasar ve alkolün kazaya etkisinin tespiti de uzman bilirkişi aracılığıyla belirlenmelidir.
Bu durumda mahkemece hasar ve alkolün kazaya etkisi üzerinde uzman olmayan avukat bilirkişiden rapor alınarak hüküm kurulması isabetli değidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde de davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 09.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.