Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/16016 E. 2012/9623 K. 06.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16016
KARAR NO : 2012/9623
KARAR TARİHİ : 06.06.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkilinin lehdarı olarak yeraldığı 1.807,29 TL ve 6.639,40TL tutarlı iki adet çekin diğer davadışı çeklerle birlikte işyerinden yapılan hırsızlık sonucu çalındığını, sonrasında müvekkilince çek zayi davası açılarak ödeme yasağı kararı alınıp adli makamlara suç duyurusunda da bulunulmuş ise de çekler üzerine müvekkili adına sahte imza atılıp sahte kaşe kullanılmak suretiyle en son davalı şirkete intikal ettirildiğini, davalı şirketce müvekkili aleyhine bu çeklere dayalı takip başlatıldığını, ancak ne varki çeklerde müvekkile ait ciro bulunmadığından ciro silsilesinin kopuk olduğunu davalı yanca çeklerin kötüniyetli şekilde iktisap edildiğini belirterek çeklerden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tesbitine, çeklerin davalıdan istirdatına ve %40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yargılama sürerken aynı hırsızlık olayında çalınan 4.237,46TL tutarlı çekle ilgili olarak aynı gerekçelerle … Sulh Hukuk Mahkemesinde davacı yanca davalı aleyhine menfi tesbit ve istirdat davası açılmış olup, anılan mahkemece 2008/393 E-1192K sayılı kararla birleştirme kararı verilmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu, çeklerin davadışı şirketten akdedilen faktoring sözlemesi hükümlerine uygun şekilde ciro yoluyla temlik alındığını bildirerek davanın reddi gerektiğini belirtmiş ve %40 oranında tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece; aldırılan bilirkişi raporuna göre davaya konu çeklerdeki ciranta imzalarının davacı şirket yetkililerine ait bulunmadığı da gözetilmek suretiyle birleşen dava bakımından davalı yanca davacı aleyhine girişilen bir takip bulunmadığından bahisle 4.237,46TL tutarlı çekden dolayı davacının istirdat talebinde haklı olmadığı gibi, davalının yasal mevzuata uygun şekilde çeki temlik aldığına dair delillerini sunduğu, öte yandan davaya konu iki adet çekden dolayı iki ayrı takibin davacı aleyhine açılmış ise de davalının sonradan davacıya karşı takibinden vazgeçmiş olması nedeniyle menfi tesbit davasının konusuz kaldığı yine davacının bu iki adet çekin kötüniyetli biçimde davalı tarafından iktisap edildiğine dair iddalarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle asıl dava ve birleşen istirdat davalarının ayrı ayrı reddine, yine koşulları oluşmadığından davalının tazminat isteminin de bilahare reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Asıl dava ve birleştirilen dava İİK 72.maddesine dayalı çekler nedeniyle borçlu bulunulmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Davacı dava konusu çeklerde lehdar ve birinci ciranta durumundadır. Çeklerdeki birinci ciro kaşe ve imzalarının davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, başka bir anlatımla sahte olduğu bilirkişi incelemesiyle saptanmıştır. Sahtecilik mutlak defilerden olup, herkese karşı ileri sürülebilir. Bu durumda mahkemece somut olayda asıl davanın ve birleşen davanın kabulü gerekirken yanılgılı gerekçelerle her iki davanın da reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma biçimine göre öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.