YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15657
KARAR NO : 2012/845
KARAR TARİHİ : 25.01.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili aleyhine davalı tarafından 10/08/2003 ödeme tarihli 15.000,00 YTL.lik bonoya dayanılarak icra takibine geçildiğini, ödeme emrinin tebligatının usulsüz olarak yapıldığını, süresi içinde itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini, senedin sahte olarak tanzim edildiğini, bu hususun C.Savcılığına bildirildiğini, senet üzerindeki imza ve parmak izlerinin davacıya ait olmadığını, müvekkilinin davalı ile baba-oğul olduklarını oğlu ile arasında borç ilişkisini doğuracak bir ilişkinin bulunmadığını, takibe konu edilen senedin sahte ve bedelsiz olduğunu ileri sürerek bu nedenlerle müvekkilinin davalıya borcunun olmadığının tespitine ve davacı lehine %40 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin Gaziantep’te çuval alım satım işi ile iştigal ettiğini, davacının başkalarına olan borcu nedeni ile müvekkilinden para istediğini, borcun tekrar ödenmesi sırasında borç ile birlikte iki ton fıstık vereceğini de vaat ettiğini, müvekkili tarafından verilen borcun ödeme zamanı geldiğinde davacının borcunu ödemediğini, yapılan icra tebligatının usulüne uygun olduğunu, senet üzerindeki imza ve parmak izinin davacıya ait olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunarak davacının %40 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; Sanık … hakkında resmi evrakta sahtekarlık suçundan kamu davasının açıldığı Gaziantep 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/258 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile 10/08/2003 tarihli borçlusu … alacaklısı … olan 15.000,00 YTL.lik senet aslındaki parmak izinin …’a ait sağ el başparmak izi olduğu, senet üzerindeki imzanın … ya da …’a ait el ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin bildirildiği, Adli Tıp raporuna dayanılarak sanık hakkında beraat kararı verildiği, davanın dayanağını teşkil eden senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığı teşhise yeterli unsur içermemesi nedeniyle tespit edilememiş ise de; parmak izinin davacı …’ın sağ el baş parmak izi olduğu Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlendiği gerekçesiyle sabit görülmeyen davanın reddine, davacı senetteki parmak izini inkar ettiğinden kötü niyetli kabul edilerek % 40 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere, TTK’nun 688/7.maddesine göre bonoda tanzim edenin imzasının bulunması zorunlu olup, aynı Kanunun 689.maddesine göre imzayı ihtiva etmeyen bir senet bono sayılamaz. Yine TTK’nun 668.maddesine göre imza yerine mekanik herhangi bir vasıta veya el ile yapılan yahut tasdik edilmiş olan bir işaret veya resmi bir şahadetname kullanılamaz. Somut olayda, dava ve takip konusu senet metnindeki imzanın davacıya ait olduğu tespit edilememiştir. O halde mahkemece, TTK’nun yukarıda değinilen 668. maddesindeki hükmü gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.