YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12508
KARAR NO : 2012/6505
KARAR TARİHİ : 17.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-karşı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av….’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Dava, icra tehdidi altında ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
Davalı vekili davanın reddini talep etmiş, karşı davada ise 28.378,92 TL alacağın mahsubunu istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporuna göre, davacı tarafça açılan davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile karşı davacının talebinin 1.117,36 TL’lik kısmı da mahsup edilmek suretiyle toplam 32.555 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan tahsili ile davacı karşı davalıya verilmesine, tarafların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı alacaklı, faturadan kaynaklanan alacağını tahsil amacıyla Çerkezköy İcra Müdürlüğünün 2002/243 esas sayılı takip dosyasında başlattığı icra takibinde işlemiş faiz talep etmediği gibi takipten sonrası için de temerrüt faizi talebinde bulunmamıştır.
Nitekim anılan icra dosyasına yönelik Çerkezköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/361 esas sayılı dosyasında açılan itirazın iptali davasında faize hükmedilmemiş, asıl alacak üzerinden itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Bu kararın Dairemizin 2007/3123-9264 Ek sayılı ilamı ile onanmış, onama gerekçesinde de “… vade farkı koşullarının bulunmadığı ve takipten sonrası için faiz talebinin olmadığı” hususuna değinilmiştir. Dairemiz ilamına karşı yapılan karar düzeltme istemi de 25.11.2008 tarihinde reddedilmiştir. Anılan kararın kesinleşmesinden sonra icra dosyasına ibraz edilip muhtıra çıkartılmış, yapılan ödemeler sonrasında davalı alacaklı vekili tarafından 15.01.2008 tarihli ibraname düzenlenmiştir.
Davacı-karşı davalı iş bu istirdat davasını ikame ederek davalı-karşı davacının faiz tahsilatını yapmaması gerektiğini, asıl alacağa mahkemenin faize hükmetmemiş olmasından ötürü tahsilatın fazla yapıldığını ileri sürmüştür.
Mahkemenin, yukarıda belirtilen kararda hüküm altına alınan icra inkar tazminatı, vekalet ücreti, harç ve yargılama masrafları yönünden faiz talebinin kabulüne ilişkin kararı yerindedir. Ancak davalı alacaklı icra takibinde asıl alacağa faiz isteminde bulunmamış ise de bu durum zamanaşımı süresi içerisinde faiz isteme hakkını ortadan kaldırmayacaktır. Nitekim davacı tarafın ibranameden önce ödediği miktar içerisinde faizde bulunmaktadır.
Hal böyle olunca davalı alacaklının alacağına davacı borçlunun takiple temerrüde düştüğü ve takip tarihinden ödeme tarihine kadar faiz isteyebileceği gözetilip bir karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı-karşı davacı yararına takdir edilen 900 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı-karşı davalıdan tahsiline , peşin harcın istek halinde iadesine, 17.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.