YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1603
KARAR NO : 2012/5902
KARAR TARİHİ : 08.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu …’ın amme alacağının tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla adına kayıtlı taşınmazı 7.12.2006 tarihinde davalı Yalın Gıda Mad. Paz. Tic. San. Ltd. Şti.ne sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalı borçlu savunma yapmamıştır.
Davalı şirket vekili, dava konusu taşınmaz üzerinde 2 adet bağımsız bölüm olup ikisinin de alındığını müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, taşınmaz üzerindeki ipotek bedelleri ve haciz eklendiğinde raiç bedelle alındığını belirleneceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Feri müdahil vekili dava konusu taşınmaz üzerindeki 17 nolu bağımsız bölümün borçlunun ipotek borcu nedeniyle yapılan takip sonucu alacağa mahsuben 30.10.2009 tarihinde 205.600,00 TL bedelle müvekkili tarafından alındığını tapuya tescil için tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, davacı tarafından davalı şirket aleyhine yapılan takibin kısmen tasarruf tarihinden sonra kesinleştiği gibi diğer davalı şirket ortağı … aleyhine başlatılan
icra takiplerindeki ödeme emirlerinin dava konusu tasarruf tarihinden çok sonra 12.8.2010 tarihinde ilanen tebliğ edildiği ve kesinleştiği bu durumda davacı idare tarafından dava konusu tasarruf tarihinden önceki bir tarihte borçlu şirket ortakları ve kanuni temsilcileri aleyhine 6183 sayılı yasa hükümleri uyarınca usulune uygun olarak bir icra takibi yapılmadığından dava şartının gerçekleşmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 Sayılı AATÜHK’nun 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için borçlu hakkında yapılmış icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarruffun takip konusu borçtan sonra yapılması, gerçek bir alacağın bulunması gereklidir. Eğer dava İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış ise bu üç koşula ilaveten borçlu hakkında düzenlenmiş kat’i (İİK’nun 4-143.madde) veya geçici aciz (İİK’nun 105.madde) belgesinin bulunması da gereklidir. Aciz belgesinin varlığı sadece İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılan tasarrufun iptali davaları için önkoşul olup 6183 sayılı Yasanın 24 ve devamı maddeleri gereğince açılan tasarrufun iptali davaları için ibraz edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.
Gerek 6183 sayılı Yasanın 24 ve devamı, gerekse İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılan tasarrufun iptali davasının görülebilirlik koşullarından biri, mahkemece de belirlendiği gibi alacaklı tarafından borçlu aleyhine yapılan icra takibinin kesinleşmiş olmasıdır.
Somut olayda takip konusu borç 2001 yılı 1.aydan 2007 yılı 1.aya kadar olan vergi borcu ve fer’ilerine ilişkindir. Davalı borçlu … hakkında 6183 sayılı Yasanın bu kanunun 4369 sayılı Kanunun 21.maddesiyle değişen 35.maddesi, yine 4108 sayılı Kanunun 11.maddesi ile 6183 sayılı kanuna eklenen mükerrer 35.madde hükmü ile 213 sayılı V.U.K.’nun 3505 sayılı kanunun 2.maddesi ile değişik 10/2 maddesi gereği çıkarılan ödeme emirlerinin 12.8.2010 tarihinde ilanen tebliğ edildiği ve itiraz edilmediğinden kesinleştiği anlaşılmaktadır. Varlığı zorunlu bulunan icra takibinin, dava tarihinden önce yapılmış olması bir zorunluluk olmadığından icra takibinin dava tarihinden sonra yapılmasının bir önemi yoktur. Önemli olan yargılama aşamasın-
da borçlu hakkında icra takibinin varlığıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.3.2012 gün ve 2012/17-25, 11/241 sayılı kararı ve 15.H.D 18.11.2003 tarih 5510 Esas, 5515 Karar sayılı karalarında aynı doğrultudadır). O halde mahkemece davanın esasına girilerek taraf delillerinin toplanması, 6183 sayılı Yasanın 24, 27, 28, 29, 30 ve 31.maddeler gereğince değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Kabule göre de; 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 168.maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı yasanın 35.maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktı olarak belirlenir” hükmünü içermektedir. Somut olayda anılan yasal değişiklik gereğince davalı yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nisbi vekalet ücreti takdiri de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 8.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.