Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/5575 E. 2010/15928 K. 09.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5575
KARAR NO : 2010/15928
KARAR TARİHİ : 09.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan rapor hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşif sırasında sulamanın kuyulardan sağlanan su ile yapıldığı tespit edilmiş, bilirkişi kurulu raporlarında bölgede Sipahili Köyü Sulama Kooperatifi tarafından tesis edilmiş taşınmazın 100 mt yakındaki açık sulama kanalları ile sulama imkanları yaratıldığı, ancak üreticinin kendi imkanları ile keson kuyular ve üzerinde bulunan pompaj motarları ile sulu tarım yaptığı, 300-400 mt. mesafede sera alanları bulunduğu, seracılığın olmasının sulu tarımın gereği olduğu, yeterli ve kontrollü olarak sulama imkanları bulunduğu belirtilmekle yetinilmiş, taşınmazın fiilen sulanıp sulanmadığı, sulanıyor ise kaynağı, suyun kendi doğal akışı ile mi taşınmaza ulaştığı, kuyudan yapıldığı belirtilen sulamanın taşınmazın tamamının sulanmasında her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı ayrıca kuyudan sulanamadığı zamanlarda taşınmazın ne şekilde sulandığı, yapılan sulamanın daimi ve geçerli kabul edilebilmesi için kaynak üzerinde dava konusu taşınmaz lehine bir mükellefiyet kurulmuş olması gerektiğinden bu hususun varlığı ve suyun yeterliliği vb. gibi hususlar yeterince araştırılmamıştır. Ayrıca birinci bilirkişi kurulunda yer alan mülk bilirkişisi … taşınmazın kuru tarım yapılan arazi olduğunu belirterek rapora muhalif kalmış, dosyaya konulan fotoğraflardan da sulu tarım yapıldığını gösteren herhangi bir sulama kaynağı bulunup bulunmadığı anlaşılamamıştır.
Mahkemece yukarıda belirtildiği üzere taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi niteliği açıkça ve denetime olanak verecek biçimde saptanmadan taşınmazı sulu tarla kabul ederek değerlendirme yapan rapora göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.