Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/8407 E. 2011/1854 K. 15.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8407
KARAR NO : 2011/1854
KARAR TARİHİ : 15.02.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 06.12.2007
Nosu : 343-528

Taraflar arasındaki ibraname ve feragatnamenin geçersizliğinin tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılardan ….ile … vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vek.Av…. ile davalılardan ….ve … vek.Av…. …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı 3.kişilerle birlikte … Toptancı Hali’nde komisyonculuk yaptıklarını, borçlu davalı şirkete yaş sebze ve meyve sattıklarını, borçları ödememesi üzerine 25.04.2003 tarihli protokol imzalandığını, davalının çekler verdiğini ve teminat olarak 29.06.2003 vadeli 1.838.673.79.-TL.lik kesin borç ipoteği tesis ettiğini, ödemeler yapılmayınca takibe başlanıldığını ama davalılardan alacaklarını almakta güçlük çıkınca müvekkillerinin ekonomik yönden zora düştüklerini, davalılar hakkında karşılıksız çek suçundan verilen cezalar olunca, davalı …’nin gerçek borç miktarından % 40’a varan indirim yapılarak alacağı ödeyebileceği yönünde haber gönderdiğini, müvekkilinin ekonomik sıkıntıda olmasından ve kısmi ödemeye çok ihtiyacı olduğu için önceden ihtarname çektiklerini, davalıların vekili Av…. …’in hazırladığı feragat ve ibranamelerin müvekkillerine imzalatıldığını, …’nin 300.000.-TL.lik çek keşide ettiğini, müvekkilinin ipoteğin kaldırılması için vekaletname verdiğini, çekin tahsil edildiğini, ibranamenin düzenlendiği tarihte alacağın 1.368.913.37.-TL.olup, ödenen bedelle gerçek alacak arasında fahiş fark bulunduğunu ve ibranameye bağlı tüm belgelerin geçersiz olduğunu ileri sürerek, yapılan işlemlerin gabin ve müzayaka nedeniyle ibraname ve feragatnamenin iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Ltd.Şti.ve … vekili, … Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu belirterek yetki ilk itirazında bulunmuş, davacıların kötüniyetli olduklarını beyanla davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece dosya kapsamı, tanık beyanları ve bilirkişi raporuna göre, davalı … aleyhine açılan davanın, bu davalının 25.04.2003 tarihli protokolün tarafı olmayışı, çeki keşide eden şirketin temsilcisi olması ve davacı taraf ile çek keşide eden şirket arasında uyuşmazlık bulunmaması nedeniyle husumet yokluğu nedeni ile reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne, … 21.Noterliği’nin 27.09.2004 tarihli 338961 nolu davacıların davalı şirket, … ve … … lehine verdiği ibraname ve taahhütnamenin ve aynı tarihli adi yazılı ibraname ve taahhütnamenin gabin nedeniyle iptaline, bu belgelere dayalı olarak aynı tarihte verilen … 5.İcra Müdürlüğü’nün 2003/4389 sayılı takip dosyasına gönderilen haciz kaldırma, … 5.İcra Müdürlüğü’nün 2003/4388 sayılı takip dosyasına gönderilen haciz kaldırma, … 8.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003/250 Esas sayılı dosyasına gönderilen şikayetten feragat, … 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2004/162 Esas sayılı dosyasına gönderilen davadan feragat, … 8.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003/51 Esas, 2004/959 Karar sayılı dosyasına gönderilen şikayetten feragat ve … 21.Noterliği’nin 27.09.2004 tarihli 33895 yevmiye nolu davacı … tarafından … …’e verilen ipoteğin kaldırılması hususundaki vekaletnamenin iptaline, davalı … Ltd.Şti., … ve … … tarafından davacılara dava dışı şirketin çekinin verilmesi suretiyle yapılan 300.000.-TL.ödemenin davacının alacağına mahsuben yapılan kısmi ödeme olup, bakiye alacağın devam ettiğinin tespitine karar verilmiş, hüküm davalı … Ltd.Şti.ve … vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davalıların mahkemenin yetkisine yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık somut olayda gabin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 21.maddesinde düzenlenen gabinin varlığının kabulü için edimler arasında açık oransızlık bulunması (objektif şart) ve bu açık oransızlığın, zarara uğrayan tarafın müzayaka halinde bulunmasından veya tecrübesizliğinden veya işi hafife almasından (düşüncesizliğinden) karşı tarafın bilerek yararlanması (yani durumu istismar etmesi) (subjektif şart) sonucu meydana gelmesi gerekir (Prof.Dr.Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuk Genel Hükümler, İst.1998, Sh.100-108).
Somut olayda, ibraname ve feragatnamelerin düzenlendiği tarih itibariyle mevcut olduğu saptanan gerçek alacak miktarı ile mutabık kalınan ve ödenen miktar arasında açık oransızlık bulunduğundan gabinin objektif şartının gerçekleştiğinin kabulüne ilişkin yerel mahkeme gerekçesinde isabetsizlik yoksa da, subjektif şartın gerçekleşmiş olduğunun kabulü doğru değildir.
Zira, taraflar tacirdir. TTK.nun 20/2.maddesi uyarınca “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi hareket etmesi lazımdır”. Hal böyle olunca subjektif şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesinde tacir olan davacıların hiffet ve tecrübesizliğinden söz edilemeyeceğinden, müzayaka hali üzerinde irdeleme yapılarak varsa davalıların, davacıların müzayaka halinden bilerek yararlanıp yararlanmadığı hususunun da kanıtlanması gerekmektedir.
Müzayaka esas itibariyle ciddi bir mali sıkıntı halini ifade eder. Bir kimse böyle bir sıkıntı içinde, diğer tarafın ileri sürebileceği ağır şartlara kolaylıkla razı olabilir. Müzayaka halinin, sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması gerekir. Dava konusu işlemlerin yapıldığı yıl 2004 olup, davacıların 2003 ve 2004 yıllarına ait yıllık cirolarına ilişkin … Hal Müdürlüğü’nün cevap yazısı ile … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün cevap yazısındaki yıllık ciro ve vergi matrahı miktarları ve davacıların tacir oldukları gözetildiğinde, müzayaka halinden söz edilmesi doğru görülemez. Öte yandan bir an için davacıların müzayaka halinde olduğu kabul edilecek olsa bile, davalıların davacıların bu durumunu bildiği ve ondan faydalanarak, yani karşı tarafın bu durumunu istismar ederek dava konusu işlemlerin yapılmasına sebebiyet verdiği hususların kanıtlanması gerekmektedir. Somut olayda, davalıların bu şekilde bir kasıtla davrandıklarını gösterir somut delillere rastlanılamamıştır.
Olayda, birden fazla ibranameler ile feragatnameler düzenlenmiş ve ayrıca davacılar tarafından kesin borç ipoteğinin kaldırılması için dava dışı üçüncü bir kişiye vekaletname ve yetki verilmiştir.
Tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde olayda gabinin objektif şartı gerçekleşmiş ise de subjektif koşulunun gerçekleştiğinin kanıtlanamadığı ve bu nedenle gabin koşullarının birlikte oluşmadığının kabulü gerekirken, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz eden davalılar vekilinin yetkiye yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz eden davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalılar yararına takdir edilen 825.00.TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.