YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6468
KARAR NO : 2011/5657
KARAR TARİHİ : 13.10.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 122, 182 ve 103 ada 9 parsel sayılı 3296.67 m2, 11460.13 m2 ve 9414.39 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. …ve …, taşınmazlarda miras payları bulunduğu iddiası ile davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı …’ın davasının kabulüne, katılanların davasının kısmen kabulüne, 102 ada 122 ve 103 ada 9 parsel sayılı taşınmazların…ve … mirasçıları adına, 102 ada 182 sayılı parselin ise davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan 103 ada 9 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükmün ONANMASINA,
2- Mahkemece 102 ada 122 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacı ve katılanlar yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Taşınmaz üzerinde uzun zamandır ekonomik amaca uygun olarak sürdürülen zilyetlik bulunmadığının, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olmadığının, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin beyanları ile dosyaya sunulan zirai bilirkişi raporundan anlaşılmakta olmasına göre kazandırıcı zamanaşımı ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden davacının ve katılanların bu parsele yönelik davalarının reddi ile taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA,
3- Davalı Hazine vekilinin 102 ada 182 sayılı parsel hakkında oluşturulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde görülen biçimde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 4753 sayılı Yasa uyarınca mera tahsis çalışması yapılıp yapılmadığı araştırılmamış, tahsis var ise buna ilişkin haritalar getirtilip uygulanmamış, ziraatçı bilirkişi …tarafından dosyaya sunulan 27.05.2010 tarihli raporda dava konusu taşınmazın etrafını çevreleyen 102 ada 7 parsel sayılı mera taşınmazından kot farkı ile ayrıldığı belirtilmesine rağmen kot farkının ne kadar olduğu belirtilmemiş, fen bilirkişisinden mera ile taşınmaz ve arasındaki eğim farkını gösterecek şekilde yan kesit krokisi alınmamış ve taşınmazın niteliğinin denetlenebilmesi açısından fotoğrafları çektirilerek dosyaya eklenmemiştir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle taşınmazın bulunduğu yerde 4753 sayılı Yasa’ya göre mera tahsis çalışması yapılıp yapılmadığı ilgili kurumlardan sorularak saptanmalı, yapılmış ise buna ilişkin harita ve belgeler dosya içerisine getirtilmeli, bundan sonra taşınmaz başında elverdiğince yaşlı, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu, aynı yöneteme göre belirlenecek zilyetlik tanıkları ve 3 kişilik zirai bilirkişi kurulunun katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında varsa 4753 sayılı Yasa’ya göre oluşturulan mera tahsis haritası zemine uygulanmalı, taşınmazın tahsisli mera kapsamında kalıp kalmadığı saptanmalı, bulunmadığı takdirde dinlenilecek yansız bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, öncesinin kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı ve çevresinde kamu orta malı mera bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, taşınmazın tahsis haritasının dışında kaldığının saptanması halinde öncesi mera olsa bile tahsis dışında kalması nedeniyle mera niteliğinin kalkmış olacağı göz önüne alınarak tahsisin kesinleştiği tarih ile taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı tarih arasında davacı yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, eğim durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin baskın olduğu mahkemece gözlenerek ayrıntılı olarak tutanağa geçirilmeli, zirai bilirkişi kurulundan arazinin eğimi, toprak yapısı, mera parseli ile arasında doğal ya da yapay sınır veya ayırıcı unsurların bulunup bulunmadığı, bitki örtüsü, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera ya da tarla olup olmadığı ile ilgili çekişmeli taşınmaz ile komşu parselleri mukayeseli olarak değerlendiren ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fotoğrafçı bilirkişi aracılığı ile taşınmazı tüm yönleriyle gösterecek fotoğraflar çekilmeli ve fen bilirkişisinden taşınmaz ile meranın eğim durumunu gösterecek yan kesit krokisi ile keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor alınmalı, fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmaz sınırları kabaca işaretlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 13.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.