YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/566
KARAR NO : 2010/6502
KARAR TARİHİ : 09.11.2010
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü.
Kadastro sırasında 101 ada 7 ve 8 parsel sayılı sırasıyla 6189,14 m2, 7213,62 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan 101 ada 7 parsel sayılı taşınmaz satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı …, 101 ada 8 parsel sayılı taşınmaz satın almaya, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı hazine, 4753 sayılı Yasa hükümlerine göre oluşan tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davacı hazinenin davasının reddine, taşınmazların tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 1963 yılında 4753 sayılı Yasa uyarınca davacı hazine adına oluşturulan 12.10.1963 tarih ve 29/51 sayılı tapu kaydının taşınmazı kapsadığı ancak taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan yerlerden olmadığı, tapu kaydının oluştuğu tarihten önce davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46. maddesinde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Tapu ve vergi kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle 53 sayılı Toprak Tevzi Komisyonunun 31-K paftası ve 36 sayılı komisyon parseline ait dağıtım cetvelleri ile dağıtım haritası, oluşmuş ise tapu kayıtları, 12.10.1963 tarih, 29/51 sayılı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavül kayıtları ile 1936 tarih 12 tahrir numaralı vergi kaydının kadastro sırasında herhangibir taşınmaza uygulanmış ise uygulandığı taşınmazlara ait tutanak örnekleri fen bilirkişi rapor ve krokisine göre davacı hazinenin tutunduğu 12.10.1963 tarih ve 29/51 sayılı tapu kaydı kapsamında kalan ve krokisinde etrafı yeşil kalemle çevrili bölüm içinde gösterilen tüm parseller ile bu parselleri dıştan çevreleyen tüm taşınmazlara ait onaylı kadastro tespit tutanağı örnekleri ile varsa dayanağı kayıtları, haritaları ile birlikte getirtilmeli, belirtmelik tutanak bilirkişilerinin ölü oldukları anlaşılmış ise de; belirtmelik tutanağında imzası bulunan muhtar ve azaların nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, dosyada tüm deliller toplandıktan sonra taşınmaz başında komşu köylerden seçilecek elverdiğince yaşlı, taraflarla akrabalığı olmayan yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü ve belirtme tutanağında imzası bulunan muhtar ve azalar hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu ve vergi kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, keşifte yerel bilirkişiler yardımı ile 12.10.1963 tarih ve 29/51 sayılı tapu kaydı ile 1936 tarih, ve 12 tahrir numaralı vergi kaydı uygulanarak, hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, kayıtların haritası varsa kapsamı haritasına göre, haritası yoksa kayıt hudutları gayri sabit olduğundan miktarına göre kapsamı belirlenmeli, tapu kaydı kapsamı belirlenirken söz konusu kayıtların revizyon gördüğü parseller nazara alınmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46. maddesi hükmünde taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, davalı …’ın bayii Rehim oğlu Süleyman Yıldırım adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların kesinleşme tarihlerini gösterecek şekilde tespit tutanak suretleri ile varsa dayanağı belgelerin, davalı iseler dava dosyaları getirtilip 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kısıtlamalar yönünden denetim yapılmalı, bundan sonra toplanan
ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 09.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.