YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9840
KARAR NO : 2011/12710
KARAR TARİHİ : 21.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen muarazanın giderilmesine ilişkin davada Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesi ve Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, müdahalenin men’i ve muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.
Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesince, dava konusu 47 numaralı bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı olmadığı, dava dışı S.S. … Arsa ve Konut Yapı Koo. Adına kayıtlı olduğu, bu nedenle davada kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanamayacağı, asıl olanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi olup Sulh Hukuk Mahkemesinin görevinin istisna olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ise, davacı tarafın davaya konu bağımsız bölümün maliki olmayıp fiilen zilyet olduğu, davanın davalı tarafça elektriğin haksız kesilmesi sebebiyle bu müdahaleye engel olunması ve çekişmenin giderilmesi istemli olarak açıldığı, buna göre davacının davasının TMK 982-984. maddelerinde düzenlenen zilyetliğin korunmasına yönelik dava olduğu ve HUMK 8,2-3 maddeleri gereğince davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur.
Dosyanın incelenmesine göre; davanın, davacının maliki olmadığı dava dışı S.S. … Arsa ve Konut Yapı Koo. Adına kayıtlı bağımsız bölüme zilyet olduğunu belirterek, davalı tarafından elektriğinin haksız olarak kesilmesi sebebiyle bu müdahaleye engel olunması ve söz konusu çekişmenin giderilmesi talebine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanunu 981,982 ve 983. maddeleri, mal üzerinde zilyetlikten başka hiçbir hakkı bulunmayan kişilerin zilyetliğinin korunması için konulmuş hükümleri ihtiva etmektedir. Bu maddelerde düzenlenen davalar ile, zilyet; zilyetliğinin bir hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan yalnızca zilyetliğini öne sürerek, sulh mahkemelerinde dava açar ve bu mahkemelerde uygulanan basit yargılama usulünün sağladığı kolaylıklardan yararlanır.
Zilyet, zilyetliğinin arkasında bulunan nesnel veya kişisel bir hakka dayandığında ise dava, bir hak davası niteliğini kazanır; o takdirde mahkemenin görevi, yalnız zilyetliğin korunması davasından farklı olarak, dava olunan şeyin değerine göre belirlenir. Nitekim, Hukuk Genel Kurulu’nun, 15.6.1983 gün ve 3351/679 sayılı; 25.11.1987 gün ve 394/876 sayılı; 06.10.1993 gün ve 1993/14-423-561 sayılı, 25.11.2009 gün ve 8-518/573 kararlarında da aynı ilkeler vurgulanmıştır.
Yukarıda açıklananlar ışığında, söz konusu davada davacının davaya konu bağımsız bölümdeki kooperatif hissesini dava dışı…’den satın aldığı ve bu şekilde taşınmaza malik olduğu iddiasında bulunduğu, buna göre davacının zilyetlik iddiası, arkasında bir hak iddiasını bulundurmakla, davanın, 1086 Sayılı HUMK’nun 8/II-3. ile 6100 Sayılı HMK’nun 4/1-c madde ve fıkralarında yazılı zilyetliğin korunması davası olmayıp; temelinde bir hak davası olduğu, davacının talebi itibariyle ise, davanın değerinin para ile ölçülmesi mümkün olmamakla, uyuşmazlığın davaya bakmakla görevli mahkeme olan Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK’nun 22. ve 23. maddeleri gereğince Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 21.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.