YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2833
KARAR NO : 2010/9930
KARAR TARİHİ : 22.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait, davalıya kasko ve ihtiyari mali sorumluluk sigortalı araç, dava dışı … idaresindeyken karıştığı trafik kazası sonucu hasarlandığını, başvuruya rağmen davalı sigortanın ödeme yapmadığını belirterek, davacı aracı için hasar bedeli, ihtarname masrafı, araç mahrumiyeti olmak üzere toplam 17.352.00 TL, karşı araç için ödenen 12.380.00 TL olmak üzere toplam 29.732.00 TL’nın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı araç sürücüsü kaza yerini terk ettiğinden, sürücünün kim olduğunun ve alkollü olup olmadığının tespit edilemediğini, rizikoyu ihbar yükümlülüğü kasten ihlal edildiğinden zararın teminat dışında kaldığını, tazminat miktarının fahiş olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, sürücünün kimliği hususunda kesin ve net beyanda bulunulmadığı, çelişkili ifadeler nedeniyle …’un araç sürücüsü olup olmadığının tespit edilemediği, sigortalının, riziko sonrası bildirim ve bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko ve ihtiyari mali sorumluluk sigorta sözleşmesinden doğan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.’nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasa’nın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın, sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.1.5. maddesi ve TTK.’nun 1292/3. maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut olayda, kaza, 06.02.2006 tarihinde ve sigorta poliçesi yürürlükte iken meydana gelmiştir. Davalı vekili, davacının iddia ettiği gibi sürücünün … olmayıp, kaza yerini terk ettiğinden kimliğinin tespit edilemediğini, alkollü veya ehliyetnamesinin bulunup bulunmadığının belirlenemediğini, rizikonun teminat dışında kaldığını, ispat külfetinin davacıya geçtiğini savunarak, kaza tespit tutanağı ve 06.02.2005 tarihli tutanaktaki, sürücünün tespit edilemediğine ve çevreden yapılan araştırmada sürücünün …olduğunun öğrenildiğine ilişkin açıklamayı delil olarak göstermiştir. Kaza tespit tutanağı, tanıklar …, …’nun, kaza sırasında aracı …’un kullandığına dair polisteki ifadeleri, … hakkında tehlikeli vasıta kullanmaktan açılan kamu davasının ön ödeme nedeniyle ortadan kaldırılması ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyi niyet kurallarına aykırı şekilde bildirdiği sabit olmamıştır. Bu durum karşısında, sürücü değişikliği yapıldığının, alkollü veya ehliyetnamesiz olduğunun ispat külfeti davalı sigortacıda olup, bu hususu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Oysa, davalı sigortaca cevap dilekçesindeki savunmalardan başka delil getirilememiştir. Sürücü …, yeterli ehliyetnameye sahip ve alkolsüzdür.
Bu durumda mahkemece, poliçe teminatı kapsamında gerçekleşen riziko nedeniyle, HUMK.’nun 275. v.d. maddeleri uyarınca, kusur ve hasar konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.