YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16033
KARAR NO : 2010/19751
KARAR TARİHİ : 02.12.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 5.100,00 lira ıslah ile 7.216,09 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde, 5 ayrı parselin ortak muristen intikal ettiği, davalının rıza dışı ekip biçtiği ileri sürülerek geriye doğru 5 yıl için fazla hak saklı tutularak 5.100,00 lira, ıslah ile 7.216,00 lira ecrimisilin davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir.
Davalı, fiilen taksim yapıldığını, intifadan men hususunun kanıtlanmadığını ve taraflar arasında açılıp sonuçlanan ortaklığın giderilmesi davasının tüm parselleri kapsamadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 2165 nolu parselle ilgili davanın feragat nedeniyle reddine, 2783 ve 310 nolu parsellerle ilgili ise davacı bu parsellerde paydaş olmadığından esastan reddine, 2763 ve 2631 sayılı iki parselle ilgili talebin ise kabulü ile 7.216,09 lira ecrimisilin davalıdan tahsiline, veraset ilamındaki payları arasında davacılara ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlar kural olarak intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası ise yemin dahil her türlü delille ispatlanabilir.
Somut olayda davacı, (ortaklığın giderilmesi davasında, 2763 ve 2631 nolu parseller konu olmadığından intifadan men olgusuna esas alınamayacağından) intifadan men koşulunun gerçekleştiğini ispatlamalıdır. Davacı tanıkları, taşınmazları davalının ekip biçtiğini beyan etmişler, ancak intifadan men olgusuna yönelik bir açıklama yapmamışlardır.
Mahkemece, 2763 ve 2631 parselle ilgili olarak, istem tarihi itibarıyla intifadan men olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda davacıların başkaca delili olup olmadığı sorularak, gerekirse bu hususta tanıkları yeniden dinlenerek ve davacı yemin deliline de dayanmış olmasına göre, yemin teklif etme hakları da hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 2.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.