YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5364
KARAR NO : 2010/10054
KARAR TARİHİ : 25.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın husumet nedeniyle reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan …’nın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borçlarına yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı kardeşi olan diğer davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun İptali isteğine ilişkindir.
Aynı yasanın 282. maddesi uyarınca iptal davalarının borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılması gerekir. Bunlardan başka kötüniyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir. Mahkemece davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiş olup, red kararının şeklen doğru olduğu kabul edilebilir ise de davacının borçlu davalının adını sehven yanlış göstermiş olduğu anlaşılmaktadır. Zira somut olayda borcun kaynağı olan 15.02.2007 tanzim tarihli senette borçlu olarak …’nın adının yazıldığı, alacaklı davacı tarafından … aleyhine icra takibi yapıldığı bu takip sırasında ödeme emrinin … imzasına tebliğ edildiği ve takibin kesinleştiği, davacı tarafından dava dilekçesinde borçlu olarak … isminin yazılarak davalı olarak gösterildiği, dava dilekçesinin … adına tebliğ edildiği, yargılama sırasında 29.07.2009 tarihli ilk duruşmaya borçlu davalı olarak gösterilen … adı ile gelen şahsın savunma yaptığı tüm bu aşamalarda borçlu olarak gösterilen …, asıl adının …olduğunu ve…’nın aslında dava tarihinden yaklaşık 20 yıl önce 01.03.1979 tarihinde ölmüş olduğu, asıl borçlanan ve tasarrufa konu taşınmazı satan kişinin …Kazıkçı olduğunu bildirmemiştir. Bu durumda üçüncü kişi konumunda bulunan davalı … ile zorunlu dava arkadaşı olan …Kazıkçı’nın davaya dahil edilmesinin sağlanması, ondan sonra davanın esasına girilerek tarafların delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.