Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2010/353 E. 2010/6807 K. 30.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/353
KARAR NO : 2010/6807
KARAR TARİHİ : 30.11.2010

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 149 ada 34 parsel sayılı 18.616,28 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar ….,…, ….ve … miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tespitinin iptaliyle, 1/3’er hisse ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 149 ada 34 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacıların 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden taşınmaz başında keşif yapılmışsa da davalı hazinenin tapu kaydı uygulaması yetersiz olduğu gibi aynı köyden bir yerel bilirkişi, bir tespit tutanağı bilirkişisi, bir davacı tanığı ile bir belirtme ihtiyar kurulu üyesi ve bir davacı tanığı dinlenmiş, ayrıca Hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağında taşınmazın taşlık yerlerden olduğu ve komşu taşınmaz 149 ada 37 parsel mera olarak tespit edildiği halde somut olayda belirtme bilirkişileri dinlenilmemiş, sınırda mera olduğu halde aynı köyden mahalli bilirkişi ve tanık dinlenmiş, usulüne uygun mera araştırması yapılmamış, varsa nedenleri hüküm yerinde gerekçeleriyle açıkça gösterilmemiş, belirtme tutanağında 278 ve 279 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtları getirtilerek zeminde uygulanmamıştır.
Yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz, uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünden ve aynı doğrultudaki 4342 sayılı Yasa uyarınca, taşınmazın bulunduğu Mülki Amirlikten sorulup saptanması zorunludur.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler getirtilmeli, taraflardan tanıklarını liste halinde dava dosyasına ibraz etmeleri istenilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen, el verdiğince yaşlı, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterdikleri tanıklar ve hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanak bilirkişileri ile tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi ve tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, davalı hazinenin 01.12.1964 tarih 93 sayılı tapu kaydı ile belirtme tutanağında 278 ve 279 parsel sayılı taşınmazların dayanağı olarak gösterilen 23.12.1963 tarih, 176/26 sayılı ve 08.09.1962 tarih, 84/4 sayılı tapu kayıtları ilk tesis tarihinden itibaren ve varsa haritaları getirtilerek yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, komşu parsel tutanakları ile varsa dayanağı belgeler getirtilerek tapu kaydı uygulaması yapılmalı, mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi sözleri ile belirtme ve tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, dava konusu taşınmaza sınırda komşu tüm taşınmazların tespit tutanağı ve varsa dayanağı belgeleri getirtilmeli, tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınan komşu taşınmazlar varsa sözü edilen kayıt ve belgelerde nizalı parsel yönünün ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği yönü üzerinde durulmalı, bu suretle yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespiti sırasında saptanan türleri ve eylemli durumları incelenip irdelenmeli, belirtmelik tutanak bilirkişilerinin ölü oldukları anlaşılmış ise de; imzası bulunan muhtar ve azaların nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi