YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2213
KARAR NO : 2010/9954
KARAR TARİHİ : 23.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucunda hasar gördüğünü ileri sürerek, 12..000,00 TL değer kaybından doğan maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Tic.A.Ş vekili, müvekkilinin aracın uzun süreli kiralanması nedeni ile aracın işleteni olmadığını savunmuştur.
Davalı … vekili, aracın değer kaybına uğramayacağını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalınının sunduğu kira sözleşmesinin her zaman düzenlenebilir bir belge niteliğinde olup, davalının işleten sıfatı bulunmadığını kanıtlayamadığı gerekçesi ile bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, 8.000,00 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı … vekilinin Yerinde bulunmayan tüm, davacı vekili ile davalı … Tic. AŞ vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı, Çelik Motor Tic A.Ş vekilinin yerinde temyiz itirazlarına gelince;
Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, araç işletenliği sıfatının hangi davalıda bulunduğu noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı KTK.nun hükümlerine göre, trafik kaydı “işletenin” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, moturlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmamak kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının bulunmaması durumlarında, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan ekonomik yönden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, davalı … Tic. AŞ, davalı aracın işleten olmadığını, aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralandığını savunmuştur. Dosya kapsamında yer alan kira sözleşmesi, kiralayan ve kiracı şirket yetkilileri tarafından düzenlenmiş uzun süreli kira sözleşmesi olup, kaza tarihini kapsamaktadır.
Mahkeme gerekçesinde davalı … Tic. AŞ trafikte kendi üzerine kayıtlı aracın uzun süreli kiraya verdiğini savunmuş ise de, bu savunmayı kanıtlama yönünden sunulan belgeler her zaman düzenlenmesi mümkün bulunan adi yazılı belgelerden olup, davalının işleten olmadığının kabulü için yeterli bulunmadığını belirtmiştir.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde göz önünde bulundurularak, davalı … AŞ’ye ait araç, dava dışı şirkete kiralandığına göre, taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma bulunup bulunmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, ibraz edilen sözleşme yükümlülüklerinin kim tarafından yerine getirildiği, gerektiğinde işleten ve kiracının varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat, cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, işletenlik sıfatının kimde bulunduğu, hususları tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davacı vekilinin temyizine gelince; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 3/2. maddesi uyarınca, müteselsil borçlu davalılar yönünden davanın aynı nedenle reddi halinde tek bir vekalet ücretine hükmedilir. Mahkemece anılan düzenleme gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin tüm, davacı ve diğer davalıın sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … Tic A.Ş vekilinin, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı …Ş ve davacı yararına BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 367,20 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı …’den alınmasına, peşin alınan harcınistek halinde temyiz eden davacı ve davalı … AŞ’ye geri verilmesine 23.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.