YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9560
KARAR NO : 2011/12994
KARAR TARİHİ : 27.12.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, … 9.İcra Müdürlüğü’nün 2009/16338 Takip sayılı dosyasından 14.10.2009 tarihinde haczedilen mahcuzların müvekkiline ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasını, %40 tazminatın tahsilini dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı ile borçlu şirket arasındaki işyeri devrinin muvazaalı olduğunu, aralarında organik bağ bulunduğunu belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın tahsilini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre; dava konusu haczin davacının ticaret sicil kaydı, kira sözleşmesi ve oda sicil kayıt adresinde yapıldığı, tanık beyanlarına göre haciz adresinde daha önce borçlu şirket faaliyette iken adresi terkettiği ve adreste davacının faaliyete başladığının beyan edildiği, ticaret kayıtlarının bunu teyid ettiği davacıyla borçlu şirket arasında hukuki ve fiili irtibatın bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 96 ve devamı maddeleri gereğince 3.kişi tarafından açılmış istihkak istemine ilişkindir.
Dava dışı borçlunun takip konusu çekte bildirdiği ve ticaret sicil adresi olarak kayıtlı gözüken ….No :8’e gönderilen ödeme emrinin Tebligat Kanununun 21.maddesine göre
13.10.2009 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmesine rağmen anılan adreste 12.10.2009 tarihinde yapılan haciz sırasında adresin borçlu tarafından boşaltıldığı içerisinin boş ve metruk olduğu anlaşılmaktadır. Takip borçlusu şirket 10.12.1992 tarihinde haciz adresinde …, … ve … tarafından kurulmuş davacı 3.kişi borçlu şirketteki hisselerini 20.1.2001 tarihinde kardeşi …’e devrederek ortaklıktan ayrılmıştır. Borçlu şirket haciz adresindeki merkez adresini 5.8.2005 tarihinde … No:8 adresine nakletmiş olmakla beraber haciz adresi ek işyeri olarak 30.6.2009 tarihine kadar kullanmıştır. Davacı 3.kişi … adlı şahıs firmasının ise 7.2.2001 tarihinde işe başladığı ticaret sicil adresinin ise haciz adresi olan … sokak, No.14-A Kat:3, şube adreslerinin ise … sokak no:6 ve … sokak No:5/a olduğu; kira sözleşmesi ve kira dekontlarından davacı 3.kişinin haciz adresini 22.2.2008 tarihinde babası … …’tan, … Sokak No:6 adresindeki işyerini de 1.2.2007 tarihinde … …’den kiraladığı anlaşılmaktadır.Borçlu şirketin ticaret sicil gezetesindeki ilanlardan haciz adresini 1992 yılından 30.6.2009 tarihine kadar, … sokak no.5 adresindeki şubesini 1.6.1995 den 20.1.2001 tarihine kadar, … sokak No:6 adresindeki şube işyerini de 25.4.2001 den 31.10.2006 tarihine kadar kullandığı anlaşılmaktadır.
Davacı 3.kişi vekili haciz tutanağında haciz adresinin … caddesi No.14/a yazılı olmasına rağmen aslında haczin … caddesi, no.6 adresinde yapıldığını iddia etmiş ise de İik 8 madde gereğince haciz tutanağının aksıni ispatlayamamıştır. Dava konusu haciz sırasında borçluya ait 16 J 8337 plakalı araç ile bu araca ait ruhsat, muayene raporu ve poliçe örnekleri,sevkiyata ilişkin çek listesi(7.8.2009-14.8.2009)10.9.2009 tarihli kargo fişi ve sevk irsaliyeleri ,13.10.2009 tarihli siparış fişi, 13.10.2009 tarihli çek listesi, vekaletname bulunmuş; bulunan belgelerde borçlunun adresinin haciz adresi olarak yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Yine davacının ve davalı alacaklının delil olarak sunduğu faturaların tümünde davacı şahıs firması olmasına rağmen borçlu şirketin” … tekstil “ticari ünvanında yazılı olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı ve mevcut dellerden haciz adresinin borçtan sonra 30.6.2009 tarihine kadar borçlu ve davacı 3.kişi tarafından birlikte kullanıldığı, faaiyet konularının
aynı olduğu, davacı ile borçlu şirket ortaklarının aynı aileden geldikleri, haciz mahallinde borçluya ait evrakların bulunduğu, haciz adresi dışındaki şube adreslerinin de davacı ve borçlu tarafından kullanıldığı, davacı 3.kişi ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğu,ticari faaliyetlerini haciz adresinde birlikte sürdürdükleri anlaşıldığından İİK 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına oduğu, aksinin davacı 3.kişi tarafından ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabülü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 27.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.