YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7715
KARAR NO : 2012/6225
KARAR TARİHİ : 16.05.2012
MAHKEMESİ : Kuşadası Asliye 2.Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 6183 sayılı Yasadan kaynaklanan menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müdahil Kocabeyoğlu İnş. Tur. Nak. Pet. Ür. Kuy. ve Mad. San. Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borcundan ötürü tebliğ edilen haciz bildirisine karşı yasal süresinde itiraz edilememesi sonucu mal ellerinde ve borç zimmetlerinde sayılmış ise de, müdahil vergi borçlusuna borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Yasanın 58. maddesi kurum alacakları yönünden tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açma hakkının 7 gün süre ile sınırlı olduğu, davacının 7 günlük hak düşürücü süreyi geçirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6183 Sayılı Kanunun “3.şahıslardaki menkul malların alacak ve hakların haczi” başlığını taşıyan 79. maddesi hükmüne göre; kamu borçlusunun 3. şahıslardaki anılan madde kapsamına giren menkul mal alacak ve haklarının haczine ilişkin bildirime (haciz ihbarnamesine) karşı 3.şahıs tarafından 7 gün içerisinde itiraz edilmediği taktirde mal elinde, borç zimmetinde kalmış sayılacak ve 3. şahıs bu Kanun
hükümleri çevresinde takibata tabi tutulacaktır. 3. şahsın bu Kanun hükümleri çevresinde takibata tabi tutulması ise zimmetinde sayılan borç nedeniyle 3.şahıs hakkında 6183 Sayılı Kanunun 54. ve devamı maddelerindeki “cebren tahsil ve takip esasları”na ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda 3. şahsa karsı zimmetinde sayılan bu borçtan dolayı cebren tahsile geçilmeden önce anılan Kanunun 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının, yani ödeme emrinin tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için ödeme emri çıkarılmadan haciz uygulanması ve cebren tahsil yollarına başvurulması yasaya aykırıdır. 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre de; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kamu borçlusu tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde açacağı iptal davasında “böyle bir borcu olmadığı” nedenine dayanabilir. Kamu borçlusunun bu davada hukuken ve maddeten böyle bir borcu olmadığını kanıtlayarak ödeme emrini iptal ettirmesi mümkündür.
Bunun yanında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 79. maddesinde 5479 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile değişiklik yapılarak kamu idaresine borçlu olan kişinin üçüncü kişilerdeki mal ve alacağının haczi için yapılan tebligat üzerine üçüncü kişiye menfi tesbit davası açma imkanı getirilmiştir. Hükme göre, haciz bildirisini alan üçüncü kişi 7 gün içinde itirazda bulunmamışsa, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açabilir. Bu davada davacı üçüncü kişi, haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibariyle takip borçlusuna borcu bulunmadığını veya malın elinde olmadığını ispat etmelidir. Somut olayda, davacı haciz bildirisinin 28.08.2008 tarihinde tebliğ edildiği tarihten itibaren 1 yıllık süre dolmadan 20.08.2009 tarihinde davasını açmıştır. Hal böyle olunca 3. şahsın Kurum aleyhine açtığı davanın 6183 Sayılı Kanunun 79/IV. maddesi hükmüne göre menfi tespit davası olarak nitelendirilerek davacı kooperatifte vergi borçlusunun alacağının bulunup bulunmadığı konusu defter kayıtları da incelenmek suretiyle belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.